Ceyhan Rehberi, Ceyhan Kaymakamlığı, Ceyhan Belediyesi, Ceyhan Resimleri, Turkey Ceyhan, Türkiye Ceyhan, Ceyhan Adana, Baku Tbilisi Ceyhan, Ceyhan Botaş, Ceyhan Petrol, Baku Tiflis Ceyhan, Ceyhan Mahalleleri, Ceyhan Turizm, Ceyhan Hotel, Ceyhan Tekstil, Ceyhan Ziraat, Ceyhan Spor, Ceyhan Haberleri, Ceyhan Rehberi, Ceyhanrehberi, Ceyhan Rehber, Ceyhan Adana, Ceyhan Belediyesi, Ceyhan Kaymakamlık, Ceyhan Resimleri, Ceyhan Telefon Listesi, Ceyhan Adana, Baku Tbilisi Ceyhan, Ceyhan Botaş, Ceyhan Petrol, Ceyhan Rafineri, Baku Tiflis Ceyhan

Ü N L Ü   E C Z A N E S İ, Ü N L Ü   E C Z A N E S İ, Ü N L Ü   E C Z A N E S İ :HÜRRİYET MAH. HÜRRİYET SAĞLIK OCAĞI KARŞISI tel: 613 40 37

Ceyhan Haberleri Arşivi

ceyhan lisesi mezunlari, ceyhan lisesi mezunlari, ceyhan lisesi mezunlari, ceyhan lisesi mezunlari,

Ceyhan Rehberine Sizden Gelen Mesajları Okumak İçin Tıklayınız

Mesaj Bırakmak İçin Tıklayınız

İletişim

Giriş Sayfam Yap

Favorilerime Ekle

Ceyhan Haberler

Ceyhan Fotoğrafları

Ceyhan Resimleri

Sitemap (Site Haritası)

Kutlamalar Sayfası

Ceyhan Lisesi Mezunları

Balkan Türkü,Ressam Embiya Çavuş

Ceyhan Belediyesinden Haberleri

Ceyhan'dan Seçim Haberleri

Ceyhan Kırım Dostluğu

Ceyhan Lisesi Mezunlardan Haberler

Ceyhan Yaltır Kardeşlerden Haberler

Mustafabeyliden Haberler v Resimler

Kezban Keşlikli Objektifinden Ceyha

Ceyhan Cenaze,Davet,Sünnet,Düğün

Ceyhan Karpuzu Festivali

Mustafabeyli'de Eğitim ve Sağlık

Ceyhan'da Tiyatro Çalışmaları

Ceyhan'daki Kırım Türklerinden Tepreç Şenliği (Yellibel Çamlığı)

Ceyhan Haberleri, Gazete Haberleri

Kezban Keşliklinin  AFAD Çalışmaları

Ceyhan'da Turizm, Kaleler, Otel

Ceyhan'ın 1000 Derde Deva Şalgamı

Şahmeran'ın Yurdu Evi Yılan Kale

Ceyhan'dan Güncel Son Haberler,

Ceyhan'daki 23 Nisan Şenlikleri

Ceyhan Rehber, Esnaf ve İş Rehberi

Ceyhan Lisesi Etkinlikleri Haberleri

Ceymer Ceyhan Mermer Haberleri

Ceyhan Umre 2008 Haber ve İzlenim

Ceyhan'daki Balkan Türklerinden Etkinlikler, Haberler, Fotoğraflar

Ceyhan Tatarlı Tazılı Kaynargöz

Herkes İçin Namaz Hocası

Urfa Siverek'te 10'ncu Karakeçili Şenliklerinden Haber ve Resimler

Ceyhan İş Yatırım ve Esnaf Rehberi

O Bir Şair, Aşık ve Yazar; Eşref Özgür

Oya'nın Gözüyle Mustafa Beyli Haber

Ceyhan Tanıtım ve Ekonomi Rehberi

Ceyhan Avcıları Haber ve Etkinlikleri

Şair, Öğretmen, Anne Emine Özcan

Ceyhan Uluslararası Petrol Haberleri

Ceyhan Haberleri - Ceyhan Haber

Ceyhan BelediyesiHalk Oyunları Ekibi

Ceyhan'da Uçurtma Şenliği Resimleri

Ceyhan 3 Mayıs Türkçüler Bayranı

İstanbul Bağcılar - 112 Servisi

Baku Tiflis Ceyhan Boru Hattı ndan Petrol ve İnsan Haberleri

Devlet Bahçeli Ceyhan'dan Mutlu Ayrı

Ceyhan Yaltır Kardeşler İlköğretim Okulu 23 Nisan Şenliği Görüntüleri

Ceyhan - 2008-Uçurtma Şenliği

Ceyhan Sevgi Festivali Fotoğrafları

Ceyhan Şoyder ve Ceyhan Musiki Cemiyetinin Konseri

Hacıbeyli'den Emine Özcan

Ressam Embiya Çavuş

Hurşit İlbeyli Kimdir?

Ceyhanlı Ressam Necati Talas

Ceyhanlı Ressam Zübeyde Dal

Bakü Tiflis Ceyhan Boru Hattında Son Durum Haberleri

Ceyhan'daki İşletmeler ve İşletmelerin Adres ve Telefonları, Ceyhan Milli Eğitim Ve Okulların Telefon Numaraları e-posta Adresleri, Ceyhan'daki Resmi Kurumların Telefon Numaraları, Ceyhan'daki Camiiler ve İmamları,  Odalar,Dernekler ve Sivil Toplum Kuruluşları Telefon Numaraları, Ceyhan Mahalle Haritaları ve Mahalle Muhtarları Telefon Numaraları. Mahalle Nüfusları, Ceyhan'la İlgilenenler İçin Yararlı Linkler

Ceyhan Tanıtım Rehberi,

Sorgulama Sayfaları

Ceyhan Kaymakamlığı

Ceyhan Kaymakamı Gürbüz Karakuş

Ceyhan Belediye Başkanlığı

Ceyhan Belediye Başkanı Hüseyin Sözlü

Ceyhan Fotoğrafları Resimleri

Keşlikli Fotoğraflarında Ceyhan

Keşlikli Albümünden Ceyhan Foto

Ceyhan Deprem Resimleri

Sahne Sanatları Mezuniyeti 1

Sahne Sanatları Mezuniyeti 3

Sahne Sanatları Mezuniyeti 6

Adana Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği Telefonları ve Adresleri

Akdeniz Yörük Türkmen Dernekleri

Ceyhan Rotterdam Olur mu?

Ceyhan Depremi 27 Haziran 1998

Türk Dünyası Hizmet Ödülü Ceyhan'a; Belediye Başkanı Hüseyin Sözlü'ye Haberi

Ceyhan'daki Avukatların Listesi

Ceyhan'da Yine Bir Tarih Yazıldı

Asrın Fotoğrafı!!!

Ceyhan Rotterdam Olacak mı?

Ceyhan Nöbetçi Eczaneler Rehberi

Ceyhan Hava Durumu Raporu

Ceyhan Kurtkulağı Kervansarayı

Ceyhan'da Nüfus ve Yerleşim

Ceyhan Cumhuriyet Tarihi

Ceyhan Kurtuluş Savaşı Tarihi

Adana Tarihi

Ceyhan Kurtuluş Kahramanı İnce Ali

Ceyhan Yılan Kale

Adana Ceyhan Protokol Telefon Numaraları Listesi

Ceyhan Liman Yönetmeliği

Ceyhan Kaymakamları

Ceyhan Karpuz Festivali (2.)

Ünye (Samsun) Ceyhan Boru Hattı

Ceyhan Adliyesi

Ceyhan'da Eğitim Kurumları

Ceyhan'da Sağlık Kurumları

Ceyhan'da Tarım Ve Ziraat

Bağış Uçak "Ceyhan Tayyaresi"

3 Mayıs Türkçüler Günü Ceyhan

3 Mayıs Türkçüler Günü Adana

Amerikan Bayrağının Kurtuluş Savaşında Nereye Asıldığına,Bakın Benim Gibi Sizde Çok Şaşıracaksınız!

çok düşündük koyalım mı? koymayalım mı? diye. geleceğe ışık tutması ve ders alınması için ceyhan deprem fotoğraflarını koymaya karar verdik belki o günlere dönüp acılarınızı tazeleyeceğimiz için, şimdiden özür dileriz.

yaşamış olduğumuz depremle ilgili elinizdeki belge resim ve yazıları gönderirseniz arşivde sizlerinde desteği olsun istiyorsanız ve gönderirseniz seviniriz.böyle bir felaketi bir daha yaşamamak dileği ile...

CEYHANREHBERİ.ORG EDİTÖRÜ

DOĞU AKDENİZ BÖLGE MÜDÜRLÜĞÜ SINIRLARI İÇİNDEKİ ALANLARIN DEPREMSELLİĞİ

Diğer ülkelerde olduğu gibi ülkemizde de depremin meydana geldiği kuşaklarda bulunan yerleşim merkezlerinde, depreme neden olan kırıkların (fayların) yaşam üzerindeki etkileri çok belirgindir. Kırık hatları boyunca oluşan çöküntü alanları tarihsel devirler boyunca verimli ovalara dönüşerek nüfusun yoğunlaşmasına neden olmuştur.
Ovaların verimli olması, yerüstü ve yeraltı su olanaklarının fazla bulunması nedeni ile buradaki yasamı cazip hale getirmiştir. Deprem kuşaklarındaki bu canlılık nüfusun artmasına paralel olarak hızlı bir kentleşmeye, endüstrileşmeye, ulaşım ağının genişlemesiyle yatırım olanaklarının artmasına neden olmuştur.
Bu durumun en iyi örneklerinden birisi olan Doğu Akdeniz Bölgesi depremsellik bakımdan oldukça karışık bir bölgedir. Sismik olarak aktif olan bu bölgede son yıllarda MTA Doğu Akdeniz Bölge Müdürlüğünün yapmış olduğu çalışmalarda (Jeofizik, Jeolojik, Jeomorfolojik) pek çok problemin çözüm beklediği görülmektedir
Tarihsel deprem kataloglari incelendiginde, dünyada meydana gelmis depremlerin yikici ve en fazla can alici olanlarinin önemli bir kısminin bölgemizde meydana geldiği görülür. Meydana gelen bu depremler sonucunda büyük can kayiplari olmus, bir çok sehir yikilmis ve nehirler yatak degistirmistir.
Bölgedeki sismik aktivitenin yüksek olusu, bu bölgedeki tektonik hareketlerin günümüzde de devam ettigini göstermektedir.
Bölgemizde meydana gelen depremlerin olus zamanlan ve yapmis olduklari tahribatlar, yikimlar ve can kayiplari tarihi deprem kataloglarinin verdigi bilgiler isiginda asagidaki sekilde saptanmistir.
500, 526 yillarinda olan depremlerde Antakya ve Samandagi'm ayni anda yikmis 100.000 ölü, 528 yilinda 4.870 ölü, 995 depremiyle nehirler yatak degistirmistir. 859, 1759, 1822, 1854 yillarinda olusan depremlerde büyük can kayiplari ve yikim olusmus (60.000). 1872, 1896 depremleri ile Samandagi'nin 2/3'ü yikilmistir. M.Ö. 69 yilinda meydana gelen depremde Antakya, Halep ve bazi Arap sehirleri ayni anda yikilmis, yazili tarihe göre 170.000 ölü olmustur. M.S. 115, 148, 334 depremlerinde 40.000 ölü, M.S. 457, 525, 713, 748, 758, 775, 1092, 1098. 1158 tarihlerinde meydana gelen depremler sonucunda Hatay'da büyük yikimlar olmustur. 1114 depremi Adana, K.Maraş ve Mersin'de önemli tahribatlar yapmış (ölü sayisi belli degil), 524 tarihinde Kadirli, Ceyhan ve Misis'i yikan depremde ölü sayisi belli degil, 561 depremi bölgemizde meydana gelmiş olup dönemin İstanbul olarak bilinen Anazorbos'ta çok büyük yikimlara neden olmus, bu kentin tarihten silinmesine neden olmuştur (ölü şayisi belli değildir). 1855 yılındaki depremde Tarsus'ta büyük yıkımlar olmuştur (ölü sayisi belli degil). 1872 Hatay depreminde 3000 binadan ancak 150 bina ayakta kalmış 1800 ölü, Adana ve Mersin'de önemli yıkımlara neden olan  1896 depremi olup bu depremde ölenlerin sayisi tarihe not düsürülmemistir. 1908 Osmaniye depremi önemli derecede yıkımlara neden olmuştur. 1915 Misis, 1919 Adana, 1925 Adana depremleri ile bu kentte önemli hasarlar olmustur. 1926 Kepez, 1929 Adana, 1930 Adana-Misis, 1930 Samandağ'ı depremleri bu kentlerimizde önemli hasarlar yapmistir. 1932 Misis, 1933 Misis, 1936 Payas depremleri ile bu kentler önemli derecede etkilenmiştir. 1940 Antakya, 1941 İmamoğlu, 1942 Payas-Dörtyol depremleri bu kentleri etkilemistir. 1944 Antakya, 1945'te Ceyhan-Misis'de meydana gelen depremde 2.500 binanın yıkılmasına ve 13 kişinin ölmesine neden olan bu Deprem Kozan ve Adana'da agir hasarlar yapmistir. 1947 depremi Ceyhan, Misis ve Adana'da hasarlara yol açmistir. 1951 yılında İskenderun'da meydana gelen depremde 6 ölü, 10 yarali ve 13 konutu yikmistir. 1952 yilinda Misis-Adana'da meydana gelen depremde 10 kisi ölmüs, 179 bina yıkılmış, 438 bina agir hasar görmüstür. 1961 yilinda meydana gelen deprem Adana, Iskenderun ve Osmaniye'de siddetli hissedilmistir. 1962, 1964 yıllarındaki depremler Adana'da olmustur. 1965 Hatay, 1967 Kozan, Bahçe ve Andirin'da siddetli hissedilen deprem meydana gelmiştir. 1969 Adana ve Karaisalı'da çok hissedilmiş depremden sonra 1993, 1994 yilinda olusan depremlerde Adana, Ceyhan ve Iskenderun siddetli hissederek etkilenmiştir. En son 27 Haziran 1998 yılında meydana gelen depremde 146 kisi ölmüs, 11.000'e yakin evde, isyerinde agir, orta hasarlar meydana gelmis, ve 1.300 konut ve işyeri yıkılmıştır.
Bölgemizde meydana gelen depremlerden en çok Antakya sonra da Adana-Ceyhan etkilendigi görülmektedir
Bölgemiz sinirlari içerisinde olan ve Türkiyenin, gerek bilimsel açidan ve gerekse yerlesim yerlerine yapmis oldugu etkiler gözönünde tutulursa en büyük fay zonlarindan birisi olan Dogu Anadolu Fay Zonunun tarih boyunca meydana getirdigi depremler ve bölgemize olan etkisi asagidaki sekilde açikça görülmektedir.

Tablo 2 : Tarihsel dönemde bölgemizde etkili olan depremler. (M.Ö.2100-M.S.1900)

OLUŞUM ZAMANI

KOORDİNAT

ŞİDDET

OLUŞUM YERİ

M. O. 69

36.25°K-

IX

ANTAKYA. SURIYE

245

36.25°K-36.10°D

X

ANTAKYA

334

36.25°K-36.10°D

IX

ANTAKYA, BEYRUT, KIBRIS

14.09.458

36.25°K-36.10°D

IX

ANTAKYA ve SURIYE'nin KUZEYI

10. 09. 506

36.25°K-36.10°D

IX

ANTAKYA, SAMANDAG

524

37.20°K-35.90°D

VIII+

ANAZARBA, CEYHAN-ADANA

29. 05. 526

36.25°K-36.10°D

IX

ANTAKYA, SAMANDAG

29. 11.529

36.25°K-36.10°D

IX

ANTAKYA

561

37.20°K-35.90°D

VIII+

ANAZARBA, CEYHAN-ADANA, ANTAKYA

30. 09. 587

36.25°K-36.10°D

IX

ANTAKYA (60.000 ölü)

08. 04. 859

36.25°K-36.10°D

IX

ANTAKYA, LAZKIYE

867

36.25°K-36.10°D

IX

ANTAKYA

10.08.1114

36.25°K-36.10°D

IX

CEYHAN, ANTAKYA, MARAS (Tsunami)

1268

36.50°K-35.50°D

IX

KOZAN. CEYHAN (60.000 öfu)

13.08.1822

37.35°K-35.80°D

X

ANTAKYA, ISKENDERUN (20.000)

02.04.1872

36.40°K-36.20°D

IX

ANTAKYA, SAMANDAG ( 1 .800 ölü)

31.03.1893

36.25°K-36.10°D

IX

MALATYA (469 ölü)

Özet olarak, Dogu Akdeniz Bölge Müdürlügü sinirlari içerisinde kalan iller ve bunlara bagli olan ilçe, kasaba ve köyler sirasi ile 1. 2. ve 3. dereceden deprem bölgeleridir. MTA Dogu Akdeniz Bölge Müdürlügü’nün bölge sinirlari içerisinde yapmis oldugu ve halende sürdürmekte oldugu bir çok proje ile yeni yerlesim yerleri planlanarak yöre halkina faydali çalismalarini sürdürmektedir.

 

Deprem, yerkabuğu içindeki kırılmalar nedeniyle ani olarak ortaya çıkan titreşimlerin dalgalar halinde yayılarak geçtikleri ortamları ve yeryüzeyini sarsma olayıdır. Magma üzerinde yüzen levhalar konveksiyonel akım sayesinde sürekli hareket halindedir. Kıtaların hareketi ile plato sınırlarında kaynama ve ayrılmadaki sürtünmeden oluşan kinetik enerjinin aniden büyük bir güçle boşalabilir. Yer katmanlarında oluşan şok dalgalarının sebep olduğu doğa olayına deprem denir.

Depremin nasıl oluştuğunu, deprem dalgalarının yeryuvarı içinde ne şekilde yayıldıklarını, ölçü aletleri ve yöntemlerini, kayıtların değerlendirilmesini ve deprem ile ilgili diğer konuları inceleyen bilim dalına "Sismoloji" denir.

Sismik şok dalgaları, yer kabuğunda dikey veya yatay olarak hareket edebilirler. Deprem bölgesinin jeolojik yapısı sonucu killi veya kumlu arazilerde yer altı su kaynakları aniden yeryüzüne çıkabilir. Arazide seviye kaybı veya tersi oluşabilir.

Deprem, insanın hareketsiz kabul ettiği ve güvenle ayağını bastığı toprağın da oynadıgı ve üzerinde bulunan tüm yapıların da hasar görüp, can kaybına uğrayacak şekilde yıkılabileceklerini gösteren bir doğa olayıdır. İstanbul Kandilli Rasathanesi Türkiye depremlerini araştıma ve bilgi merkezidir.

Depremin Şiddeti ya da büyüklüğünün ölçülmesi

Sismologlar depremi çıplak gözle ve doğrudan gözlemleyemediklerinden bazı sayısal verileri veya çeşitli ölçümleri esas alarak depremleri analiz ederler. Bu yüzden temel olarak birbirinden farklı ama eşit derecede önemli iki ölçüm sistemiyle depremleri analiz ederler: büyüklük ve şiddet. Bir depremin sahip olduğu enerji, büyüklük sistemiyle, herhangi bir noktadaki sarsıntı yoğunluğu ise şiddet sistemiyle ölçülür.

Deprem şiddetini gösteren tabelaya Richter ölçeği denir. Depremin süresi ve şok dalgalarının kuvvetine göre sınıflandırılır. Richter ölçeğinin skalası 1 den 6,5 a kadardır.

Türkiye'de Meydana Gelen Önemli Depremler

28 Nisan 1903 – Malazgirt: Sismik aletlerle ölçülen ilk depremlerden biri olan bu depremde 2626 kişi yaşamını yitirdi. Depremin büyüklüğü 6,7 olarak belirlendi.

9 Ağustos 1912 - Mürefte: Büyüklüğü 7,3 olan bu depremde 216 kişi yaşamını yitirdi, 466 kişi de yaralandı.

6 Mayıs 1930 – Hakkâri: Hakkâri'nin sınır bölgesinde gerçekleşen bu depremde 2514 kişi öldü. Depremin büyüklüyüyse 7,2'ydi

1938-Erzincan:Şiddet 8.7.Ölü 40000 civarı Türkiye'nin kayıtlardaki en şiddetli depremi.

26 Aralık 1939 – Erzincan: Türkiye'nin bu yüzyılda yaşadığı en şiddetli deprem olan Erzincan depremi hâlâ hafızalarda. Kışın en şiddetli günlerinde Erzincan halkını vuran bu felakette açıklanan ölü sayısı 32 962. 7,9 büyüklüğündeki bu depremin ardından yurt çapında yas ilan edilmişti. Yardım konvoyları, soğukla da mücadele eden depremzedelere ancak iki gün sonra ulaşabildi. İlk kez depreme karşı önlemler tartışıldı; gazetelerde depremle nasıl yaşanması gerektiği yazıldı.

20 Aralık 1942 – Niksar/Erbaa: Büyüklüğü 7,0 olan bu depremde 3000'e yakın insan ölmüş, yaklaşık 6300 kişi de yaralanmıştı.

26 Aralık 1943 – Tosya/Ladik: 2824 kişinin yaşamına mal olan bu depremin büyüklüğü 7,2 olarak ölçülmüştü.

1 Şubat 1944 – Bolu/Gerede: 7,2 büyüklüğündeki depremde 3959 kişi öldü, çok sayıda insan evsiz kaldı.

31 Mayıs 1946 – Varto/Hınıs: Yazın başlangıcında yaşanan bu depremde 839 kişi yaşamını yitirdi, 349 kişi yaralandı.

19 Ağustos 1966 – Varto: Varto'nun karşılaştığı bu en şiddetli depremde 2394 kişi öldü 1489 kişi yaralandı. Derinliği 26 km olan bu depremim büyüklüğü Richter ölçeğine göre 6,9'du. Varto'da bir önceki yıl yaşanan ve 4,0 büyüklüğünde olduğu hesaplanan bu depremde de 12 kişi yaşamını yitirmişti.

28 Mart 1970 – Gediz: Gediz'de meydana gelen 7,2 büyüklüğündeki depremin ortaya koyduğu felaket tablosu: 1086 ölü, 1260 yaralı. 6 Eylül 1975 – Lice: 2385 kişinin öldüğü 3339 kişinin yaralandığı depremin büyüklüğü Richter ölçeğine göre 6,9.

24 Aralık 1976 – Çaldıran/Muradiye: Yaşanan en büyük depremlerden biri olan bu depremin büyüklüğü 7,2 olarak ölçüldü. Can kaybı 3840'tı. 497 kişi yaralandı, birçok kişi evsiz kaldı. 30 Kasım 1983 – Erzurum/Kars: 6,8 büyüklüğündeki deprem, büyük hasara ve can kaybına yol açtı. Depremde 1155 kişi öldü, 1142 kişi yaralandı.

13 Mart 1992 – Erzincan: Erzincanla birlikte Tunceli'yi de vuran bu deprem, 6,8 büyüklüğündeydi. Depremde 653 kişi yaşamını yitirdi. Yaralı sayısıysa 3850 olarak belirlendi. 1 Kasım 1995 – Dinar: 5,9 büyüklüğündeki depremde ölü sayısı 94.

27 Haziran 1998 – Ceyhan: 6,3 büyüklüğündeki deprem başta Ceyhan olmak üzere bütün Adana'yı etkiledi. 84 kişinin hayatını yitirdiği depremde 310 kişi yaralandı, yüzlerce ev hasar gördü.

17 Ağustos1999-Marmara:Yaşanan en büyük depremlerden biridir.Şiddeti 7.4'tür.Bu Marmara depreminde 20 bin civarında insanımızı kaybetmiş durumdayız.

12 Kasım 1999-Düzce:Yaşanan büyük depremlerden biri.Richter ölçeğine göre şiddet 7.2.Ölü sayısı 894,yaralı sayısı 4948'dir.

Dünya'da meydana gelen önemli depremler

  • İstanbul - Küçük Kıyamet, 1509 Büyük İstanbul Depremi

  • Lizbon Depremi (1755)

  • İstanbul - 1766 Büyük İstanbul Depremi

  • San Francisco Depremi (1906) - Büyüklüğü 7.7-8.3 arasında. Deprem ve sonrasında çıkan yangın büyük hasara sebep olmuştur.

  • Erzincan Depremi (1938) 8.7 büyüklüğündeki depremde 40.000'e yakın insan ölmüştür.

  • Büyük Meksika Depremi (1985). 8.1 büyüklüğünde.

  • Ermenistan Depremi (1988)

  • Erzincan Depremi (13 Mart 1992) 6.9 büyüklüğündeki depremde 3.500'e yakın insan ölmüştür.

  • İzmit Depremi (17 Ağustos 1999) Mw 7.4 büyüklüğündeki depremde 50.000'e yakın insan ölmüştür.

  • Düzce Depremi (12 Kasım 1999) Mw 7.2 büyüklüğündeki depremde yaklaşık 2.000 kişi hayatını kaybetmiştir.

  • Bakü Depremi (2000)

  • Keşmir Depremi (2005) 80.000'e yakın insanın ölümüne sebep oldu.

  • Cava Depremi (2006) 9.7 büyüklüğünde meydana gelmiştir. Yaklaşık 70.000 kişi ölmüştür.

  • İzmir Depremi (2006) 6.2 büyüklüğündeki deprem meydana gelmiştir

GİRİŞ

Ülkemizde1980’li yıllardan bu yana giderek yaygın bir biçimde yapılan prefabrikeyapılarda kullanılan “taşıyıcı” sistemlerden bir tanesi, tek katlıprefabrike çerçeveli yapı sistemi, ilk kez 27 Haziran 1998’de Adana’da yoğunbir biçimde depremle hasarı ile tanıştı. Daha önce 13 Mart 1992 Erzincandepreminde yine bir prefabrike yapıda deprem hasarı olmuştu, ancak hasarınyankısı bu kadar büyük değildi. Adana Organize Sanayi Bölgesinde ve Ceyhanyakınlarında çok sayıda betonarme prefabrike çerçeveli yapı depremde önemliyıkım ve hasar gördü. Yapıların kendisinde hasar nedeni ile olan kayıplardankat kat fazlası yapıların üzerini örttüğü fabrikalardaki “üretim kaybı”ile ortaya çıktı. Belkide hasarın daha çok yankılanması ortaya çıkan üretimkaybı nedeni ile oldu.
Yıkımiki türlü oldu: 1-Kirişler mesnetlerinden yanlamasına devrilerek yere düştüler,2-ya da kirişler uçlarından kırılarak uzunlamasına yönde bir uçlarındakimesnetten düştüler (Şekil-1).Gözlenen bir diğer önemli hasar çerçeve kolonlarının alt uçlarına yakınyerlerde betonda eğilme çatlaklarıdır. Bu hasar kolonların alt uçlarındaelastik moment taşıma gücünün aşıldığının göstergesidir.
Buçalışmada söz konusu yapıların dinamik özellikleri, Adana ceyhandepremindeki hasarın irdelenmesi, bu yapılardaki hasarın deprem kuvvetli yerhareketi ile olan ilişkisi, yapı sisteminin “Afet Bölgelerinde YapılacakYapılar Hakkında Yönetmelik” ve depreme dayanıklı yapı tasarımıilkeleri açısından değerlendirilmesi, sistemin geliştirilmesi için gerekenönlemler vb konular incelenecektir. Bu yapı sisteminin deprem dayanımı artırmakiçin alınması gereken önlemler önerilecektir.

HASAR GÖREN PREFABRİKE YAPI SİSTEMİNİN ÖZELLİKLERİ

Bu yapı sisteminde yaklaşık 20 metre açıklıklı ve 7.50 metre yükseklikteki çerçeveler 7.50 metre aralıklarla kullanılmaktadır. Bazen yan yana bir kaç holden oluşan yapılar kullanılmaktadır. Bu açıklıkta bir yapıda çatı kirişi mesnette 0.40-0.50 metre, açıklıkta 1.30-1.40 metre yüksekliğinde olmaktadır. Kolonların en kesiti ise çerçeve yönünde 0.70 metre uzunlukta ve 0.30-0.35 cm genişlikte olmaktadır. Kirişlerin ağırlığı yaklaşık20.00 ton, kolonların ağırlığı ise 4.5-5.0 ton kadardır.
Bu depremde yıkılan tek katlı prefabrike çerçeveli yapı sisteminin bağlantı ayrıntıları Şekil-2’deverilmektedir. Bu sistemde prefabrik kolonlar zemine gömülmüş kutu temellerin içine konulmakta ve kutu temel ile kolon arasındaki boşluk betonla doldurulmaktadır. Bu temel bağlantısı ile kolon alt ucundan “ankastre”olarak bağlanmaktadır. Çatı ya da vinç kirişleri kolondaki konsollara oturmaktadır. Bu konsollardan çıkan f 12-20 çapındaki iki donatı kiriş ucundaki deliklerden geçmekte ve bu deliklerin çevresi harçla doldurulmaktadır.Çatı kirişleri birbirlerine dik yönde aşıklarla bağlanmaktadır. Aşıklar kirişlere oturmaktadır. Bu noktalarda aşıkların uçlarındaki deliklerden kirişlerden çıkan donatılar geçmektedir. Bu demirlerin çevresi daha sonra harçla doldurulmaktadır.
Bu sistemde kolonlarla kirişler arasındaki bağlantı moment almayan “mafsallı”bağlantıdır. Kirişi mesnette tutan bir diğer değişle kirişin boyuna doğrultusunda kayıp düşmesini önleyen ara yüzeydeki sürtünme kuvveti, bu kuvvet kirişin ağırlığı ve sürtünme katsayısına bağlıdır, ve donatının enkesitinin sağladığı kesme dayanımıdır Şekil-3.Bu arada plandan bakıldığı zaman ise kiriş ucundaki delikler arasındaki beton alanının ve eğer varsa bu bölgedeki kiriş donatısının da çekme etkisi altında oldukları anlaşılacaktır. Şekil-3.
Kirişlerin düzlemlerine dik yönde gelen kuvvetleri yine konsol ile kiriş arasındaki sürtünme kuvveti, yine düşey kiriş yükü ve sürtünme katsayısına bağlıdır, aşıkların verdiği yanal destek ve gusseden çıkan donatıların kesmeye ve daha önemlisi eğilmeye dayanımlarıdır. Bu arada bu yanal kuvvetin yaratacağı devrilme momenti etkisine, karşı koyan moment, düşey yükün konsol kenarı çevresinde oluşturacağı karşı yöndeki momenti karşı koyacaktır.

DEPREMDEKİ HASAR

27Haziran 1998 Depreminde bu yapı sisteminde iki türlü hasar olmuştur. Birinci tür hasar çatı kirişinin yana devrilerek mesnetten düşmesi ve bu sırada kiriş üzerindeki gusseden çıkan ve kirişin ucundaki beton lanmış delikten geçen donatılar bükülmüş ve delikten çıkmış ve devrilen kiriş yere düşmüştür.Kiriş devrilirken üzerine oturan aşıklar, kirişlerden çıkan ve aşıkların uçlarındaki deliklerden geçen 5-6 cm uzunluğundaki demirlerden kurtularak yere düşmüştür. Aşıkların ucundaki delikten geçen 5-6 cm uzunluktaki kirişe ankrajlı demirler aşıkların uçlarındaki deliklerden kurtulmuş ve aşıklarda yere düşmüştür. Bu arada kirişlerin düşmemekle birlikte pek çok yapıda kirişlerin oturduğu konsolun kenarlarında betonda ezilmeler gözlenmiştir.Bu durum kirişlerin yanal devrilme sorunun oldukça yaygın olduğunun bir başka kanıtıdır.
Bu hasar görünümü prefabrike sistemin üçgen kirişlerinin yeterli yanal bağlantısının olmadığını göstermektedir.
20ton ağırlığında olan üçgen kirişin mesnetten yanal olarak devrilmesi için gereken yanal yük aşağıdaki gibi hesaplanabilir:
Karşı koyan mesnetin kenarına göre moment 10 ton x 0.15 m = 1.5 ton-m
Deviren moment 10 ton x C x 0.78 m = 7.8 C ton-m
Burada C eşdeğer statik yatay kuvvet katsayısıdır 10 ton x C üçgen kirişe depremde gelen eşdeğer statik yanal yüktür. 0.78 m değeri ise bu tür kirişler için bir kaynakta (Zor bozan ve Diğerleri-1998) yapılan bir hesaptan alınan kiriş ağırlık merkezinin mesnetten yüksekliğidir. Üçgen kirişin devrilmesi için gereken yatay yük katsayısı :
C= 1.5 / 7.8 = 0.214
olmaktadır.
İkinci tür hasar konsola oturan kirişlerin yanal yüzeylerinde, uçlarında konsoldan gelen demirlerin içinden geçtiği deliklerin olduğu yerlerde gözlenen düşey çatlaklardır. Bazı yapılarda kirişlerin bir uçları konsoldaki demirlerden kurtularak yere düşmüştür. Bu arada kirişin ucu konsolun ucundaki betonu da ezmiştir. Bu arada konsoldaki demirler de bükülerek kiriş uçlarındaki deliklerden çıkmıştır.
Adana Organize Sanayi Bölgesinde ve Ceyhan yakınlarında bu prefabrike yapı sistemi ile yapılmış çok sayıda yapıda her iki tür hasar gözlenmiştir. Çatı kirişlerinin Doğu-Batı yönünde uzandığı yapılarda 1nci tür hasarın,kirişlerin yanlamasına devrilmesi, daha çok olduğu izlenimi edinilmiştir.
Üçgen kirişlerin yanlamasına devrilerek yıkılmasında mesnetten çıkan ve kiriş ucundaki deliklerden geçen filiz demirlerinin boylarının “çok” kısa olduğu ve bu deliklerin yeterli bir biçimde betonlanmadığı ya da bu deliğe konulan şerbetin ya da harcın yeterli dayanımda olmadığı ve bu iki ayrıntının eksiksiz sağlanması durumunda yıkılmanın olmayacağı da ileri sürülmüştür(Zor bozan ve Diğerleri-1998). Özellikle üçgen kirişlerden çıkan ve aşıkların uçlarındaki deliklerden geçen filizlerin boyları 5-6 cm gibidir. Bu kadar kısa filizlerin çevrelerinde beton da olsa yeterli gerilmeleri betona aktarması güçtür.Ayrıca kiriş ve aşığın yüksek dayanımlı ve fabrikada kür edilmiş betonları ile deliklere şantiyede konulan betonun birbiri ile kaynaşması da güçtür. Farklı zamanlarda dökülen betonlar arasında kaynaşmanın güç olduğu bilinmektedir. Ayrıca şantiye betonunun fabrikada dökülmüş ve küredilmiş betonla aynı dayanımda olması da güçtür.
Bu yapılarda kolonların çanak temellerinde kolon ile çanak temel arasındaki boşluğa konulmuş betonda herhangi bir çatlama, ezilme ve açılma gözlenmemiştir. Bu durum kolonların gerçektende temele ankastre olarak bağlı olduğunu göstermekte ve yapılmış bir deneysel çalışmanın (Karadoğan ve Diğerleri-1997) geçerliliğini kanıtlamıştır. Bu arada bazı yapılarda çanak temele oturan kolonların alt uçlarına yakın yerlerde eğilme çatlaklarının olması da kolonların çanak temele ankastre olarak bağlandığının bir başka kanıtıdır.
Bu arada kirişlerinde hiçbir türde düşme yada devrilme olmayan pek çok prefabrike yapıda kolonların alt uçlarına yakın yerlerde eğilme momenti çatlakları ve gusselerin üst yüzey yan köşe uçlarında ezilmeler de gözlenmiştir.
Ancak bu deprem bu tip çanak temelli prefabrike yapılarda çanak temelin kolonların alt ucunun ankastreliğini sağlayıp sağlamadığından daha önemli sorunu olduğu göstermiştir. Çatı kirişi kolona bağlanamamış, kolonun konsolu üstünde çok tehlikeli bir biçimde, her an düşmeye hazır, durmaktadır.
Gözlenen hasar bu çerçeve sistemli prefabrike yapıların deprem açısından yetersiz olduğunu göstermiştir. Bu çerçeve sistemi ile yapılmış çok sayıda prefabrike fabrika yapısı çok sayıda organize sanayi bölgelerinde yer almaktadır. Bu sanayi bölgelerinin önemli bir bölümü deprem tehlikesi Adana Sanayi bölgesinden çok daha yüksek düzeyde deprem tehlikesi altındadır.

SİSTEMİN DİNAMİK ÖZELLİKLERİ VE DEPREM KUVVETLİ YER HAREKETİ

27Haziran 1998 Depreminin kuvvetli yer hareketinin (Şekil-4) kaydedildiği depremin merkezine en yakın nokta Ceyhan’dır. 5.9 mağnitüdlü depremin en büyük yer ivmesi Doğu-Batı yönünde0.28 g ( 275 cm/sn2’dir). Adana Organize Sanayi Bölgesi depremin merkezine hemen hemen Ceyhan ile aynı yakınlıktadır. Ancak Organize Sanayi Bölgesinin zemini, Ceyhan Nehrinin yatağından oldukça uzakta olduğu için, Ceyhan kent merkezine göre biraz daha “sıkı” bir zemin olabilir. Bunun sonucu eğer Organize Sanayi Bölgesinde de bir kuvvetli yer hareketi kaydedilmiş olsaydı hem yer ivmesinin uç değeri biraz daha küçük ve kuvvetli yer hareketi içinde hakim titreşimlerin olduğu periyotlar biraz daha küçük olabilirdi.
Yinede Organize Sanayi Bölgesindeki yapıların bu depremin Ceyhan’da ölçülen kuvvetli yer hareketi kaydına benzer bir kuvvetli yer hareketi ile zorlandıkları kabulü gerçekten pek uzak değildir.
Söz konusu prefabrike çerçeveli yapıların yüksek olmaları, 7.00-7.50 metre onların tek katlı olmalarına rağmen oldukça uzun periyotlu olacaklarını göstermektedir.Kolon boyutları 35x70 cm ve üst uçları mafsallı olan bu yapılarda kolonlar bir uçlarından zemine ankastre, üst başlarından da birbirlerine “bağlantı”elemanları ile bağlı oldukları kabulüne göre hesaplanmış yay katsayıları(k) ve kütleleri dikkate alındığında titreşim periyotları çerçeve yönünde0.5 saniye, diğer yönde 1.0 saniye civarında olmaktadır. Bu hesap çerçeve yönünde 20 metrelik iki açıklığı, diğer yönde 7 adet 7.50 metre aralıkla konulmuş çerçevesi olan bir prefabrike yapı için yapılmıştır.
Bu yapılarla aynı sistemli Ankara Sincan Organize Sanayi Bölgesindeki bir prefabrike yapının ölçülen ve hesaplanan periyotları çerçeve ve dik yönde aşağıdaki gibidir:

 

Çerçeve yönü

Uzun Yön

Ölçülen Periyot

0.754 sn

0.23

Hesaplanan Periyot

0.788 sn

0.747 sn

Periyot ölçülen yapı çerçeve yönünde 15.00 metre açıklıklı iki holden oluşmaktadır.Yapının uzun yönünde 7.5 metre açıklıkla konulmuş 9 çerçeve yer almaktadır. 15.00 metre açıklıklı üçgen çerçeve kirişleri mesnetlerde0.50 m açıklıkta 1.20 metre derinliğindedir. Kolonlar 0.40 x 0.40 metre enkesitindedir. Kolonların yüksekliği ise 6.00 metredir. Binanın çatısı ondüleli sac üzerinde ondüleli asbestos kaplıdır.
Binanın uzun yöndeki dış cephesinde kolonlar arasında tuğla yığma duvarlar vardır.Kısa yönde, çerçeve yönünde ise hemen hemen bütün kolonların arası boştur.Bu nedenle uzun yöndeki yapı periyodu dolgu duvarların katkısı nedeni ile çok farklıdır. Dolgu duvarlı yapı ile çıplak çerçeveli yapıların periyot ölçümlerinden betonarme dolgu duvarlı ya da bitmiş yapının periyodu salt çerçeveli yapının 1nci mod periyodunun 1/3 ile 2/3’ü kadar olduğu gözlenmiştir (Bayülke-1989). Bu nedenle salt çerçeve rijitliği dikkate alınarak hesaplanmış peryod dolgu duvarların katkısını da içeren ölçülmüş periyodun 3 katı kadar daha büyük olması beklenen bir durumdur.
Periyot hesabında kolonların rijitliği (yay katsayısı k ) altta zemine ankastre üstte serbest kirişin birim uç yükü altında yaptığı ötelenmeden hesaplanmıştır.
Bu periyot ölçümünün amacı tek katlı ve kiriş uçları mafsallı betonarme prefabrike yapıların titreşim periyotlarının hangi aralıklarda olduğunu belirlemektir. Bu tek katlı yapılara gelen deprem yükleri yapının 1nci mod titreşim periyodu ile ilgilidir.
Bu tür prefabrike betonarme çerçeveli yapıların kısa yada çerçeve yönünde oldukça uzun, 0.7-1.0 saniye, diğer uzun yönlerinde de oldukça kısa,0.25-0.35 saniye periyotları, olabilir.
Kısa yönde uzun periyotlar, depremlerde, bu yönde yapıya büyük spektral yatay ötelenmelerin;uzun yönde kısa periyotlar ise bu yönde yapıya büyük spektral ivmeler,kuvvetlerin etkiyeceğini gösterir.
27 Haziran 1998 Adana-Ceyhan Depreminin (Mağnitüd = 6.0) Ceyhan’da alınmış kuvvetli yer hareketinin ivme ve ötelenme spektrumlarından (İnan ve Diğerleri-1998)(Şekil-5) bu yapılara gelen spektral ivme ve ötelenmeler hesaplanmıştır. Yapıların sönüm oranı % 5 alınmıştır.
Ülkemizde şimdiye kadar en büyük genlikli deprem kuvvetli yer hareketi 13 Mart 1992Erzincan Depreminde (Mağnitüd = 6.8) ölçülmüştür. Bu depremin kuvvetli yer hareketi kayıtlarından hesaplanan spektrumlar (Şekil-6) kullanılarak (İnan ve Diğerleri-1993) bu tip prefabrike yapılara, bu yapılarda rastlanan titreşim periyotları aralığında gelebilecek en büyük spektral ivmeler ve ötelenmeler hesaplanmıştır:

 

1998 Adana - Ceyhan Doğu - Batı Bileşeni

1992 Erzincan Doğu - Batı Bileşeni

Periyot (sn)

Spektral İvme (g)

Spektral Ötelenme (cm)

Spektral İvme (g)

Spektral Ötelenme (cm)

Uzun Yön 0.25 - 0.35

0.61 - 0.74

-

1.02 - 1.19

-

Kısa Yön 0.75 - 1.00

-

7.5 - 8.4

-

13 - 16

Yukarıdaki tablo bu tip prefabrike yapılara kısa, çerçeve yönünde, ve uzun, çerçevelere dik yönde depremlerde gelebilecek spektral yatay yükler ve ötelenmelerin boyutlarını vermektedir. Bu yük ve ötelenme miktarları yapıların elastik davranacağı varsayımına göredir.
Ceyhan’daki prefabrike yapıda üçgen kirişin mesnetten düşürecek yatay kuvvet katsayısı0.214 kadardır. Ceyhan’da ölçülen deprem yer hareketinin spektrumuna göre yapıya uzun yönde, üçgen kirişlerin devrilme yönünde gelebilecek ivme ve dolayısı ile yatay yük katsayısı 0.6-0.7 arasında, yıkılma için gerekli olanın 3 katıdır. Mağnitüdü 6.8 olan13 Mart 1992 Depremi kuvvetli yer hareketine göre gelebilecek spektral ivme 1.0-1.2 g, kirişin yana devrilmesi için gerekenin 5-6 katıdır.
Çerçeve yönünde oldukça uzun periyotlu olan yapının spektral ötelenmelerden etkilenmesi daha kritik dir. Yapının Ceyhan ivme kaydının etkisi ile 8 cm,Erzincan ivme kaydının etkisi altında 15 cm kadar spektral ötelenmesi beklenmelidir. Bu miktarlar 7.50 metre yapı yüksekliğinin 1/100 ile 1/50’sikadardır.
Burada bu tip yapıların bulunduğu 1nci derece deprem bölgelerinde yer alan organize sanayi bölgelerinde M = 7.5 mağnitüdlü depremlerin beklendiği ve bu depremlerde yer hareketinin en büyük ivmeleri 0.70-0.90 g kadar olabilir.

DEPREME DAYANIKLI YAPI TASARIMI İLKELERİ

Depreme dayanıklı yapı tasarımın temel ilkesi şiddetli depremin (M ³ 6.5-7.0)enerjisinin elastik olmayan deformasyonla tüketilmesidir. Yerinde dökme betonarme çerçeveli yapılarda deprem enerjisinin tüketilmesi çerçeveler de rijit kiriş uçlarının mafsallaşması ile sağlanacağı kabul edilir (Şekil-7). Oysa bu sistemde kiriş uçları daha yapının doğuşunda mafsallıdır. Bu prefabrike sistemde deprem enerjisi nasıl tüketilecektir.
Yapıların elastik deformasyonlarla enerji tüketimi çok sınırlıdır. Enerji tüketimi elastik limit ötesindeki kalıcı şekil değiştirmeler ile sağlanmaktadır.Elastik şekil değiştirme limiti ötesinde kopmadan önce olan kalıcı şekil değiştirmenin elastik limit şekil değiştirmesine oranı “süneklik”olarak tanımlanmaktadır. Bu oranın yüksek olduğu yapı elemanları ve yapılar“sünek yapı” olarak tanımlanmaktadır. Kopmadan önce büyük kalıcı uzamalar yapan malzeme çeliktir. Çelik kopmadan önce % 10-20 kadar uzayabilmektedir. Betonarme yapıda deprem enerjisi tüketimi donatının kopmadan önce uzaması ile sağlanmaktadır.
Kiriş uçlarında mafsallaşmanın koşulları vardır: 1-Kiriş boyuna donatıları kolon içinde sürekli ve yeterli ankraj boyunda uzanmalıdır, 2-Beton ile donatı arasında aderansın yitirilmemesi için beton enine donatı ile sarılmış olacak ve 3-Kiriş donatısının basınç etkisi altında burkulmaması için enine donatı (etriyelerle) yeterli aralıklarla sarılmış olacaktır. Böylece beton donatı ile birlikte yük taşıyabilecek, birbirlerine yük aktarabilecekler, donatı betondan sıyrılmayacak ve de burkulmayacaktır.
Prefabrike yapıların “mafsallı” kiriş-kolon birleşimleri yukarıda anlatılan sünek davranış ve deprem enerjisi tüketme kurallarına uymamaktadır.
Aslında yapıların enerji tüketebilme güçleri yatay yük-ötelenme eğrilerinin altındaki alanın büyüklüğü ile değerlendirilmelidir. Yapıların deprem davranışlarını en iyi belirleyen “histeresis eğrisi”dir. Bu eğri yapı elemanın yönü değişen, tersinir, yükler altındaki davranışını gösterir. Şekil-8’de uygun histeresis eğrileri verilmektedir. Yapı elemanları ve yapıların deprem enerjisi tüketme güçleri bir diğer deyişle kalıcı şekil değiştirme ile enerji tüketme güçlerinin elastik şekil değiştirmeli enerji tüketme güçlerine oranı R katsayısı denilen bir katsayı ile ifade edilir. Kalıcı deformasyonla enerji tüketme güçleri yüksek olan yapıların R katsayıları büyüktür. Bu yapıların daha küçük bir yatay yüke elastik olarak dayanmalarına izin verilir.
Çünkü bu yapıların kalıcı şekil değiştirme ile enerji tüketme güçleri yüksektir.Öte yandan depremde “elastik” kalacak ya da kalması istenen yapıların R katsayısı =1.0 olur. Böyle bir yapı depremde kendisine gelebilecek en büyük yatay deprem yükü altında kesitlerinde en küçük bir çatlak olmayacak biçimde tasarlanır ve deprem hesap yükü çok büyük alınır.
“AfetBölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkında Yönetmelik” te bu tip tek katlı ve prefabrike yapılar için R-katsayısı Tablo-6.5 satır 2.2’de “Deprem yüklerinin tamamının , kolonları temelde ankastre, üstte mafsallı tek katlı çerçevelerin taşıdığı binalar “süneklik düzeyi yüksek” olarak nitelenmekte ve 5.0 olarak alınmaktadır. Bu kabul bu prefabrike yapıların hesap yüklerinin belirlenmesinde kullanılan yer ivmesinin 5 katı deprem maksimum ivmesinin kalıcı ötelenme yaparak karşı koyabileceği anlamına gelmektedir.
IInciderece deprem bölgesinde yer ivmesi 0.30 g olarak verilmektedir. Eğer bu yapısistemi “sünek” ise hesap kuvveti katsayısı (bir bakıma C katsayısı)0. 30 / 5 = 0.06 olmaktadır. Üçgen kirişin devrilmesi için gereken yatay yükkatsayısı 0.214 olması durumunda R katsayısı, gelen yatay yük katsayısı/ hesap yatay yükü katsayısı ilişkisinden gidilerek 0.214 / 0.06 = 3.6olmaktadır. Yapı da eğer gerçekten R = 5 olsaydı kirişin 0.214 gibi bir Cyatay yük katsayısının etkisi altında değilde 0.30 gibi bir yatay yükkatsayısının etkisi altında devrilmesi gerekirdi.
Öteyandan gerek 6.0 Mağnitüdlü Adana-Ceyhan, gerekse 6.8 mağnitüdlü Erzincandepreminin kuvvetli yer hareketlerinden hesaplanmış ivme ve ötelenmespektrumları bu yapılara gelen ivmelerin 0.6-1.2 g düzeylerinde olabileceğinive üçgen kirişlerin devrilmemesi için bu ivmelerin yarattığı kuvvetleredayanabilecek bir biçimde kolon uçlarına bağlanmalarının gerektiğini göstermektedir.

SİSTEMİN YANAL YÜK ALTINDA YIKILMA İLİŞKİSİ

Tekkatlı, 2 açıklıklı kiriş uçları mafsallı ve mafsallı olmayan iki çerçeveninyatay yükler altında yıkılma ilişkisi DRAIN-2DX programı ( Prakash andPowell-1992) kullanılarak hesaplanmıştır.
Çerçeveler7.50 metre yüksekliğinde ve 20.00 metre açıklığındadır. Kolonların enkesiti 35 x 70 cm (çerçeve yönünde 70 cm), donatısı 10 f 18 mm çapında,donatının akma dayanımı 4.2 ton/cm2, ve betonun silindir basınç dayanımıise 200 kg/cm2 alınmıştır. Bu en kesitin moment - eksenel yük eğrisi Şekil -9‘da verilmektedir.
Kirişyüksekliğinin açıklık ortasında 1.40 metre, mesnetlerde 0.40 metre olduğukabul edilmiştir. Kiriş genişliği 0.30 metre alınmıştır. Karşılaştırmaiçin yapının birinde, kirişlerin kolona ankastre olarak bağlanmış olduğukabul edilen yapıda, kirişin ucunda toplam % 1.0 oranında alt ve üst donatıolduğu, beton ve donatı dayanımlarının aynı kolondaki gibi olduğu kabulüile eğilme momenti hesaplanmıştır. Diğer yapıda ise kolon-kiriş bağlantısınınmafsallı olduğu kabulü ile moment taşıma gücü çok küçük bir değer alınmıştır.
Şekil-10’da her iki yapının yatay yük – yatay ötelenmeilişkisi verilmektedir. Kiriş uçları mafsallı yapının enerji tüketimi veelastik olarak karşı koyabileceği yatay yük düzeyi yarı yarıya daha azdır.
Eğerkiriş ucunun moment kapasitesi kolonun eksenel yükü olmadığı zamankimoment kapasitesine eşit olan bir yapının yatay yük - yatay ötelenme ilişkisikiriş uçları mafsallı yapının yatay yük – yanal ötelenme ilişkisine göreçok daha üstün olmaktadır.
Bunedenle kiriş uçları mafsallı yapının “Afet Bölgelerinde Yapılacak YapılarHakkında Yönetmelik” uyarınca deprem enerjisi tüketme gücünün birifadesi olan “sünekliği” açısından “sünekliği yüksek” yapılarolarak sınıflandırılması doğru değildir.

DİNAR 1995 VE ERZİNCAN 1992 DEPREM KUVVETLİ YERHAREKETİ KAYITLARI ALTINDA DAVRANIŞ

Yukarıda tanımlanan çerçevelerin her iki depremin kuvvetli yer hareketleri ile zorlanmaları DRAIN2-DX programı kullanılarak incelenmiştir. 1995 Dinar Depremi kuvvetli yer hareketi 6.0 mağnitüdlü bir depremin kuvvetli yerhareketidir. En büyük yer ivmesi 0.30 g kadardır. 1992 Erzincan Depremi ise6.8 mağnitüdlüdür. Bu depremde ölçülen en büyük yer ivmesi 0.50 gkadardır. Bir bakıma 1995 Dinar yer ivmesi yaklaşık “Orta” şiddetli,1992 Erzincan yer ivmesi ise “Çok” şiddetli bir depremin yer ivmesine karşılıkolarak alınabilir. Bu kayıtlarda yer hareketinin güçlü olduğu periyot aralıklarıfarklı olabilir.
DRAIN2-DX bilgisayar programı ile deprem kuvvetli yer hareketi altında incelenen çerçevelerinözellikleri artan yanal yük altında yıkılma ilişkisi olan çerçeve ileaynıdır. Çerçevenin ağırlığı yaklaşık 40 ton olarak alınmıştır.Program yapının titreşim periyodunu 0.352 saniye olarak hesaplamaktadır.
Şekil-11 ve Şekil-12’de kiriş uçları “moment taşıyabilen” ve“moment taşımayan”, bir diğer deyişle kiriş uçları ankastre vemafsallı olan tek katlı iki açıklıklı çerçevelerin deprem kuvvetli yerhareketleri altında yaptıkları ötelenmeler verilmektedir. Kiriş uçlarımafsallı yapı her iki deprem altındada kiriş uçları moment alan yapıya göreçok daha büyük ötelenmeler yapmaktadır. Mafsallı yapı, üçgen kirişleryönünde, 1992 Erzincan depremi yer hareketinin ivmesinin etkisi altında 13.00cm kadar ötelenmektedir. Bu yapının 7.50 metre olan yüksekliğinin yaklaşık1/60’ı kadardır. 1995 Dinar ivmesi altında bu miktar 8.5 cm kadardır, yapı yüksekliğinin yaklaşık 1/90’ı kadardır. Kiriş uçları moment taşıyanyapıda ise bu değerler sırası ile 1992 Erzincan depremi yer hareketininetkisi altında 4.0 cm ve 1/190 ve 1995 Dinar depremi yer hareketinin etkisi altında3.0 cm ve 1/250 kadardır.
Şekil-13 ve Şekil-14’de 1992 Erzincan deprem kaydı altında kiriş uçları mafsallı ve moment alan sistemlerin yatay yük ve ötelenme “histeresis” eğrileri verilmektedir. Bu iki eğrinin karşılaştırılması kiriş uçları moment taşıyançerçevenin üstünlüğünü kesin olarak göstermektedir. Kiriş uçlarımafsallı sistemin enerji tüketme gücü çok daha azdır. Ayrıca mafsallısistem çok büyük yanal ötelenmelerle zorlanmaktadır: 14 cm yada 14 cm / 750cm = yapı yüksekliğinin 1/60’I kadar.
Kirişucu mafsallı olan sistem , şiddetli bir depremde (M ³ 7.0), eğer 7.50 metreyüksekliğindeki kolon ucunun 15.00 cm kadar ötelendiği zaman yıkılmıyorsayada kullanılabilme işlevini yitirmiyorsa sistem için olumsuz bir durum olmadığıkabul edilebilir. Bu durumun bir depremde yaşanarak kanıtlanmasını beklemekyerine deneysel olarak kanıtlanması gerekir. Eğer deneyler bu sistemin buoranda (1/60) bir yatay ötelenmeye dayanamadığını gösterirse gereken önlemlerinalınması gerekir. Sistemin eğer deneylerle kanıtlanmış yetersizliğininvarsa giderilmesi ile Türk Sanayii büyük bir yıkımdan kurtarılmışolacaktır.

ÇÖZÜM ÖNERİLERİ

Sistemindeprem açısından ayrıntılı ve deneysel bir değerlendirmesi yapılmadanyalnızca üçgen yanal olarak kirişlerin düşmesini önleyecek çözüm önerilerive ayrıntıları üzerinde yoğun çalışmalar yapılmamakta yalnızca mühendisliksağduyusundan kaynaklananan görüşler ileri sürülmektedir. Bunlardan bazılarıaşağıda verilmektedir:
1-Kirişucundaki delikten geçen filiz demirlerinin uçlarında diş açılması veburaya bulon takılarak sıkıştırılması Şekil-15
2-Diğerbir öneri kirişin yanına yerleştirilmiş çelik levhaların kolondakikonsola konulmuş çelik levhaya kaynaklanması, Şekil-16. Burada hem kirişteki hemde kolon konsolundakilevhalara kaynaklanmış ankraj donatıları kolon ve kiriş betonları içindeyeterli aderans boyutunda gömülmelidir.
3-Birdiğer çözüm Şekil-17’degösterildiği gibi kirişi çelik bir yuva içine alma ve bu kirişin ortasındanbir pim geçirerek özellikle çelik köprü ayaklarındakine benzeyen klasikbir “mafsal” oluşturmaktır.
4-Şekil-18 Ceyhan’da yıkılmış bir prefabrike yapıda malsahiplerinin ( Çoşkunlar Ltd. Şirketi) bulduğu kirişi ucunu ve konsolubirbirine kaynaklı çelik levhalarla “sarma” yöntemidir.
Birbaşka çözüm üçgen kirişlerin birbirlerine yanal destek sağlayacak biçimdegövdelerinden birbirine bağlanmasıdır. Bu bağlantı aşıkların sağladığıbağlantıdan ayrıca olacaktır. Bu bağlantının uygulanması için kiriş gövdesindeözel ayrıntılar geliştirilmesi gerekmektedir. Burada önerilen yöntem çelikçatı makaslarının birbirlerine diyagonal elemanlarla bağlanmasıdır. Budiyagonal elemanlar yatay düzlemde, üçgen kirişlerin alt yüzünde yadadiyagonal biçimde bir üçgen kirişin gövdesine alt yüzüne yakın yerden“bağlanan” diyagonalin yanındaki üçgen kirişin üst yüzüne yakın biryere “çelik” elemanla bağlanması. Bir başka öneri kolonların üst başlarınıngergi demirleri ile diyagonal kolonlara bağlanmasıdır. Yaklaşık 20.00 metreaçıklıklı ve 7.50 metre aralıklı çerçeveler için 21.35 metre uzunlığundagergi çubuğu söz konusudur. Bu çubuğun bir depremde basınç altında ikenetkisinin ve davranışının nasıl olacağı denemeye değerdir.
Kirişucunun konsola kaynaklanması yöntemi son 1994 Northridge ve 1995 Kobedepremlerinde çelik yapılarda gözlenmiş kaynaklı bağlantı hasarları karşısındabaşlatılan kaynaklı çelik yapı birleşimleri sorunlarının araştırılmasıçalışmalarının ışığı altında tasarlanmalıdır. Bu iki depremdensonra depreme dayanıklı moment taşıyan kaynaklı kolon-kiriş birleşimlerüzerinde başlatılan deneyler bir paranoya değilse ortada çok ciddi bir“kaynaklı birleşim ve kaynak“ sorunu olduğunu göstermektedir. Bu araştırmalarınsonucu belli olmadan “kaynaklı” birleşimin “çözüm” olarak kabulügerçekçi değildir. Genel olarak şantiyede yapılan kaynakların kalite veyeterli dayanım sorunları olmaktadır.
Bütünönerilen ve uygulanan çözümlerin Sistemin deprem davranışını belirlemekiçin denenmesi gerekir. Gerçek deprem yer hareketi altında yapıyagelebilecek yatay yükler ya da yatay ötelenmelerin etkisi altında şu andakullanılan ek yerinin davranışı belirlenmelidir. Ayrıca davranışı iyileştirmekiçin önerilen çözümlerin ve ayrıntıların da denenmesi gerekir. Orta DoğuTeknik Üniversitesinde denenen imalatçı firmaların “özgün” prefabrikeyapı birleşim detaylarının hepsinin deprem açısından “geliştirilmesive iyileştirilmesi” gerekmiştir. Yine bu deneylerde kaynaklı bağlantısorunları ile çok sık karşılaşılmıştır (Ersoy ve diğerleri-1993) .
Çözümlerinyapının deprem güvenliği açısından yeterliliğinin kanıtlanması yanındauygulanabilirliğinin kolaylığı ve prefabrikenin çok önemli avantajı olanhızlı inşaata ne kadar uygun olup olmadığı ve de maaliyeti de önemlidir.

SONUÇ VE ÖNERİLER

27Haziran 1998 Adana-Ceyhan depreminde burada tanıtılan özelliklerdekiprefabrike çerçeveli yapılarda olan hasar bu yapı sisteminin şu andaki yapılışbiçiminin deprem dayanımının yetersiz olduğunu göstermektedir.
Buyapı sisteminin daha büyük ( M ³ 6.5-7.0 ) bir depremde davranışınındaha da yetersiz olacağı bu çalışmada görülmektedir.
Buyapı sisteminin mevcut durumu ile şiddetli bir depremin getireceği yükleraltında davranışının deneysel olarak belirlenmesi ve gerekli iyileştirmeayrıntılarının geliştirilmesi ve bu gelişmiş ve daha dayanıklı bir yapıolmasını sağlayacak ayrıntılarla da denenmesi gerekmektedir.
Budeprem güvenliği kuşkulu yapıların üzerini örttüğü Türk Sanayii ciddibir tehlike altındadır.

KAYNAKLAR

Bayülke,N. (1989) "Depremler ve Depreme Dayanıklı Betonarme Yapılar”Teknik Yayınevi, Ankara
Ersoy,U., Tankut, T., Özcebe, G., ve Yağcı, S. (1993) “Önüretimli Betonarme YapılardakiKolon-Kiriş Birleşimlerinin Deprem Davranışı” 7nci PrefabrikasyonSempozyumu, “Prefabrike Yapı Sistemleri ve Düğüm Noktaları”,Bildiriler Kitabı, Türkiye Prefabrike Birliği, Ankara 1993
Karadoğan,F., Yüksel, E. ve İlki, A. (1997) “Çıplak Çerçevelerin Şekil Değiştirmesive Sünekliği” 1nci Türk-Japon Deprem Mühendisliği SemineriMart 1997 Istanbul (İngilizce)
İnan,E., Çeken, U., Çolakoğlu, Z., Gürbüz, M., Uğraş, T. ve Köse, E. (1998)“Kuvvetli Yer Hareketi İvme Kayıtları” Adana-Ceyhan Depremi, http://angora.deprem.gov.tr/adanarp.html
İnan,E., Güler, H.,ve Çoruh, E. (1993) “Bölüm-VII Kuvvetli Yer Hareketi KayıtlarıI"13 Mart 1992 Erzincan Depremi Raporu, Editör, N. Bayülke, Bayındırlıkve İskan Bakanlığı, Afet İşleri Genel Müdürlüğü, Deprem AraştırmaDairesi, Ankara, Haziran 1993
Paulay,T.and Priestley, M., J., N. (1992) "Seismic Design of ReinforcedConcrete and Masonry Buildings" John Wiley & Sons, Inc.
Prakash,V. and Powell, G.H. (July-1992) "Drain-2DX, User Guide"Dept. of Civil Engineering, U. of California, Berkeley California
Zorbozan,M.,Barka, G., ve Sarıfakıoğlu (Eylül 1998) “Ceyhan Depreminde Prefabrik YapılardaGörülen Hasarlar, Nedenleri ve Çözüm Önerileri” BetonPrefabrikasyon , Eylül 1998, sayfa 20-24, Türkiye Prefabrik Birliği,Ankara
NejatBAYÜLKE , bayulke@deprem.gov.trEarthquake Research Department -ANKARA
 

 

Adana: Adana-Ceyhan Depreminin 8. Yılı

TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası (JMO) Adana Şubesi Bilimsel Teknik Kurul Üyesi Yrd. Doç. Dr. Altay Acar, yüzde 93'ü aktif deprem kuşağında olan Türkiye'de doğal afetlere karşı yeterli tedbirin alınmadığını söyledi.

TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası (JMO) Adana Şubesi Bilimsel Teknik Kurul Üyesi Yrd. Doç. Dr. Altay Acar, yüzde 93'ü aktif deprem kuşağında olan Türkiye'de doğal afetlere karşı yeterli tedbirin alınmadığını söyledi.

Yrd. Doç. Dr. Altay Acar, JMO Adana Şube Başkanı Mehmet Tatar ile birlikte, 27 Haziran 1998 tarihinde meydana gelen Ceyhan depreminin 8. yılı nedeniyle bir basın toplantısı düzenledi. Acar, 145 vatandaşın ölümüne, çok sayıda insanın yaralanmasına, 8 bin 870'i ağır olmak üzere 61 bin 231 konut ve 402'si ağır olmak üzere toplam 3 bin 713 işyerinin hasar görmesine neden olan depremin üzerinden 8 yıl geçmesine rağmen hala geleceğe yönelik tedbirler alınmadığını ifade etti. Yüzde 93'ü aktif deprem kuşağında olan ülkede, uyarılar dikkate alınmadığı için doğa olaylarının afete dönüştüğünü, depremlerde binlerce insanın öldüğünü ve önemli maddi kayıpların oluştuğuna işaret eden Acar, deprem, heyelan, sel, çığ gibi doğal afetlerin her yıl ortalama Gayri Safi Milli Hasıla'nın (GSMH) yüzde 3'ü oranında zarara neden olduğunu kaydetti. Acar, şunları söyledi:

"Bölgemiz deprem bölgesi olduğuna göre, günümüzde ya da gelecekte şu ya da bu şiddette depremler olacaktır. Önemli olan deprem öncesi olduğu gibi sonrasında da gereken önlemleri almaktır. Depremlerden en az zararla kurtulmak ve gerekli önlemleri almak elimizdedir. Bunun için yeni yerleşim alanlarının seçiminde, afet tehlike haritaları, mühendislik jeolojisi ve hidrojeoloji haritaları, mikro bölgelemeyle plana esas jeolojik-jeoteknik etütler gibi temel verilere dayandırılmasını, afet tehlike ve risk verilerinin yönlendirici kabul edilmesini sağlayacak düzenlemeler yapılmalıdır. Ülkemizde yaşanan 3 büyük depreme rağmen yapı denetimi ciddiye alınmamıştır. 595 sayılı Yapı Denetimi Hakkında Kanun Hükmünde Kararname yayımlanmıştır. 19 il pilot bölge olarak seçilmiştir. Adana bunlardan birisidir. Ancak uygulamada hala aksaklıklar yaşanmaktadır. Afetler Yasası ve İmar Yasası akıl, bilim, mühendislik normlarını temel almak üzere ve meslek odalarının görüşleri alınarak yeniden düzenlenmelidir." (İhlas Haber Ajansı) 26.06.2006

 

02 Eylül 1999-HÜRRİYET

Duygularımı yitirdim

Geçen yılın haziran sonunda meydana gelen 6.3 şiddetindeki Adana depreminde kendini sokağa atan, yıkılmamış bile olsa aylarca evine dönemeyen Adanalılar var.

Sonunda, kimi sakinleştirici ilaçla, kimi birkaç duble alkolle içeri girip uykuya geçebilen, sonra da korkularını yavaş yavaş unutan bu insanlar Marmara depremini duyunca ne yaptı?

İKİ AY UYUYAMADIM

İnşaat Mühendisi Mehmet Gedik, evi yıkılmasa, herhangi bir yakınını kaybetmese de Yeni Baraj'ın kıyısında birkaç ay kamp hayatı yaşayan Adanalılar'dan biri...

O dönemi ‘‘korkunç günler’’ olarak tanımlıyor. ‘‘Ki ben bekar bir insanım, bir yakınım filan ölmedi, evimin duvarlarında çatlaklar oluştu sadece. Buna rağmen, geri dönmem çok uzun sürdü. Üstelik dışarda da olsa, iki ay hiç uyumadım.’’

Nasıl uyuyamadığını şöyle anlatıyor Gedik: ‘‘İki ay boyunca tam uykuya dalacakken, deprem oluyor diye sıçradım. Oysa ki ben avcıyım, kendimi cesur, hiçbir şeyden korkmaz sanırdım. Ama böyle bir psikolojik hal oldu bende.’’

TİR TİR TİTRİYORUM

Çareyi alkolle uyumakta bulan Gedik, akşam işten çıktığında, doğru barajın kıyısına gidiyor, başkalarının çadırları arasında boş bulduğu bir yere, avcılıkta kullandığı portatif yatağını iki saniyede kuruveriyormuş. ‘‘Rakı da alıyordum yanıma’’ diyor. Bu arada psikolojik bir tedavi görmek aklına gelmemiş, ama sürekli kendi kendine telkin etmeye başlamış. ‘‘İki üç ay sonra hayat normale dönmeye başladı, farkında olmadan alışıp eski halime döndüm.’’

Eve girdikten sonra da bir süre rakıyla uyumaya devam etmiş, sonra ona da ihtiyacı kalmamış. Marmara depremini duyuncaya kadar...

‘‘O korkunç günleri yeniden hatırladım. Kendimi o insanların yerine koyuyorum ve tir tir titriyorum. Şimdi de uyuyamıyorum, ama daha çok üzüntüden...’’ diyor.

BEYNİM AYAKLARIMIN ALTINDA

Ali Kayakçı da avcı ve ticaretle uğraşıyor. ‘‘Aylarca değil, ama birkaç hafta dışarda uyudum’’ diye anlatıyor, o da. ‘‘Ama bakın, üzerinden 14 ay geçti, şu anda dahi, psikolojik bozukluk devam ediyor bende. Dışarıdan bir kamyon geçse, ev biraz sallansa, beynim ayaklarımın altına inmiş gibi oluyor. Hep dinliyorum. Depremin sesini dinliyorum.’’

Kayakçı'nın da evi yıkılmamış, bir yakınını kaybetmemiş. Ama isyan halinde: ‘‘Kardeşim, yangın olsa kaçarsınız, gemi batsa can yeleğiyle denize atlarsınız, depremde ne yaparsınız? Biz birşey yapamadık. Yerimizden bile kalkamadık, sallantıdan.’’

Eşi ve çocukları İstanbul'daymış, Marmara depremi olduğunda. Onların korkuları da ikiye katlanmış. iyi ki kendisi Adana'daymış: ‘‘Marmara depreminin etkisi olmaz mı, bir miktar da olsa, eski korkularım yenilendi. Tedavi görmedim fakat psikolojik olarak çok iyi olduğumu söyleyemem. Eve giriyorum ama bir iki duble rakı, yarım Xanax alarak uyuyabiliyorum.’’

HAFİFE ALDIM AMA

Adana'da çalışan kadın doğum uzmanı Cüneyt İnanç ise Adana depreminden sonra bu korkuları yaşayanları garipsediğini, doğrusu, korkmadığı gibi pek ciddiye de almadığını söylüyor.

‘‘Hatta, ikinci sarsıntıda insanların depremden değil de, kendilerini attıkları için yaralanması bana çok trajikomik gelmişti’’ diyor.

İtiraf etmiyor ama onlarla biraz dalga geçmişe benziyor. Uzun süre eve giremeyen, parklarda yatan arkadaşlarını anlamakta güçlük çekmiş.

Üstelik bu arkadaşlarının, maço kişilikli, silah kullanan, cesur görünen insanlar olduğunu düşününce iyice şaşırmış.

Ama şimdi? ‘‘Hayatımda ilk yaşadığım deprem Adana depremiydi, deprem birşey değilmiş, diye hafife almıştım. Marmara depremi olunca, bizim yaşadığımız şeyden çok farklı olduğunu gördüm. Gerçek bir dramdı bu. Şimdi bu tablo beni etkiledi. Artık depremden birşey olmaz, idare eder, kaçarız diye düşünemiyorum’’ diye anlatıyor.

Ve itiraf ediyor: ‘‘Kendime bunca güvenime rağmen korktum. İnsanlar suyun altına gidiveriyor... Bu durum beni ürküttü.’’

Duyarsızlık da travmayı ağırlaştırıyor

ADANA Ceyhan'da 23 yıldır eczacılık yapan Zehra Benli, Marmara depremini duyduğunda onca ölüme, yıkıntıya çok üzüldü ama içinden, ‘‘Bırak olsun’’ diye geçirmekten de kendini alamadı. Çünkü 48 yaşındaki Benli, 14 ay önce Adana'da meydana gelen depremde, babasız büyüttüğü, üniversiteyi birkaç gün önce bitirmiş 23 yaşındaki kızını yitirmişti. 29 kişiyi de yutarak yerle bir olan 18 daireli, yedi katlı uğursuz ‘‘Uğur’’ Apartmanı'nın inşaat hatası yüzünden çöktüğü o kadar belliydi ki.

Kızının ölümü elbette çok canını yaktı Zehra Benli'nin; ama sonrasında yaşananlar, açtığı davanın seyri, depremin hemen ardından verilen sözlerin üç gün sonra unutuluşu, adaletin duyarsızlığı, onun yaşadığı travmayı kat kat arttırmış durumda şimdi. Hele bir de Ceyhan müteahhitlerine af çıkarılması, yaşamaya dair son isteğini de yoketmekle meşgul. ‘‘Ben çırpındım, sesimi duyuramadım. Beni anlamadılar... Bu çaresizlik duygusu insanı ne hale sokuyor anlatamam.’’

YİTİRİLMİŞ DUYGULAR

Zehra Benli, Adana Kozan doğumlu. Ortaokul yıllarından bu yana Ceyhan'da yaşıyor. Geçen yılın 27 Haziranı'nın akşamüstü saatlerinde, depremden sadece bir saat önce oğluyla birlikte, Adana'ya doğru çıkmış evden. Geride, kızını ve yardımcısını bırakmış. Tam Adana'ya vardıklarında olmuş 6.3 şiddetindeki deprem. O an ne hissettiğini hatırlamıyor; önemli de bulmuyor. Onun için önemli olan, geri döndüğünde hissettikleri... Ondan sonra hissettikleri ise yok; ‘‘duygularını yitirdiğini’’ söylüyor.

Tedavi filan görmemiş, deprem olur mu, diye bir daha hiç korkmamış, çünkü umrunda bile olmamış. İçinde kocaman bir boşluk var; tıpkı bugün, kızıyla birlikte 29 kişiye mezar olan apartmanın yerinde duran boşluk gibi... ‘‘Açtığım dava devam ediyor ama müteahhit şu an dışarda, mayosunu giymiş, denize giriyor. Avukatı onu şöyle savunmuştu: ‘Efendim bu Allahtan gelen birşey!' Sağolsun Ecevit de onları affetti. Peki bizim içimizdeki yangın nasıl sönecek?’’

CİNAYET ’KİBAR' OLUNCA

Aklı başında, ruh sağlığı yerinde birinin eline silah alıp adam öldürmeyi düşünmesi mümkün mü? Benli bunu hakime sormuş, ‘‘Ben şimdi elime silahı alıp bu adamı öldürsem, ne kadar ceza alırım?’’ Cevap: 24 yıl! ‘‘O zaman bunlar 29 kişiyi öldürmenin cezası neyse onu niye almıyorlar? Tabii almazlar, onlarınki kibar cinayet! Hem para kazanıyor, hem insan öldürüyorlar.’’

İşlerin bu şekilde yürümesi, adaletin ve politikacıların gösterdiği duyarsızlık, Benli'nin yaşadığı üzüntüyü, acıyı ikiye, üçe, beşe katlıyor. Konuşurken gözyaşlarını hiç tutamıyor. Nasıl, müteahhitlerin, fazla kata izin veren belediye yetkilisinin suçlarını kanıtlayan bilirkişi raporunun mahkeme için bir anlamı olmadıysa, hayatın da onun için bir anlamı yok artık. Daha geçen yıl temmuz ayında ‘‘katil’’ olarak damgalanan, peşlerine düşülen ve peşleri hiç bırakılmayacak zannedilen sorumluların, üstelik daha büyük bir depremin hemen ardından affedilmesi, onun inançlarını tıpkı çürük yapılmış evler gibi yerle bir ediyor.

 

01 Eylül 1999 HÜRRİYET

Yine sallanmaya başladık

Adanalılar, şu son aylarda tam biraz unutmaya başlamışlardı ki, bir kez daha uykuları bölündü

Geçen yılın 27 Haziranı'nda bir akşamüstü büyük bir sarsıntıyla evlerinden fırlayan Adanalılar, üzerlerindeki deprem stresini yeni yeni atmaya başlamışlardı ki, Marmara depremiyle birlikte eski korkulu günlerine geri döndüler. ‘‘Bir yıla yakın bir süre, sallanıyoruz hissi devam etti. Şu son aylarda biraz unutmaya başlamıştık, şimdi yine uykularımız bölünüyor, sallanıyoruz zannediyoruz ve korkuyoruz’’ diyor, Ceyhanlılar.

Geçen yılın haziran ayının 27. günü, 145 kişinin öldüğü, 3 bin 500 kişinin yaralandığı, 10 binden fazla evin yıkıldığı Adana depremini yaşayanlar, gece uykularını deliksiz uyumaya daha yeni yeni başlamışlardı ki, onların yaşadığından daha büyük bir deprem Marmara'yı vurdu.

Böylece onlar da tıpkı Erzincan depremini yaşayanlar gibi, zorla sakinleştirdikleri ruh sarsıntılarına geri döndüler. 14 aydır psikolojik tedavi görüp son zamanlarda bunu aksatanlar, yeniden uzmanların kapısını aşındırmaya başladı.

DEPREM ŞAKALARI

Ceyhanlı bir şoför, ‘‘Marmara depremiyle birlikte o eski sallanma duygusu geri geldi’’ diyor. ‘‘Burada herhangi bir sarsıntı kaydedilmedi, ama deprem olduğundan emin olanlar çoğunlukta.’’ Bir gazeteci, bütün yıl boyunca sabah işe gelen kimi elemanların sık sık ‘‘Abi duydun mu, yine sallandık dün gece’’ dediğini, onun da sık sık Kandilli Rasathanesi'ni aradığını ve herhangi bir sarsıntı kaydedilmediğini öğrenip diğerlerine aktardığını anlatıyor.

Paranoya, 14 aydır öylesini artmış ki, artık aralarında ‘‘deprem şakaları’’ yapar olmuşlar. Biri odasına girdiğinde, anlaştığı bir başka arkadaşı çelik rafları sallıyor ve herkes hep bir ağızdan ‘‘deprem oluyor’’ diye bağırınca, paranoyası olanlar can havliyle dışarı fırlıyormuş. ‘‘Ama son Marmara depreminden sonra bu şakaları kestik, ayrıca korkular daha anlaşılır bir hale geldi’’ diyor.

BURADA OLDU SANDIM

Ceyhan'da, 11 yaşındaki kızını kaybettiği deprem dehşetini, Marmara depremiyle birlikte yeniden içinde büyütenlerden biri de 37 yaşındaki Nigar Aktan.

Sekreterlik yaparak yaşamını sürdüren Aktan, kızının ölümünden bu yana zaten eski hayatına dönemediğini anlatıyor. Belli ki 14 ay önce böyle değilmiş, ama şimdi donuk, kımıltısız bir yüze sahip; yine de duygularını, alçak ve monoton bir sesle de olsa çok güzel ifade ediyor.

Marmara depremini duyar duymaz, sabahın köründe bilinçsizce sokağa fırlayıp yollarda dolandığını söylüyor. Ve herşeyin yeniden Ceyhan'da olduğunu sandığını...

‘‘Mesela yolda yere yatan insanlar gördüm, 'Ay, ölüleri buraya koymuşlar', dedim. Sinek var dediklerinde, 'enkazdaki cesetlerdendir' diye düşünüyordum.’’

NORMALE DÖNÜŞ

Çukurova Üniversitesi Eğitim Fakültesi Eğitim Birimleri Bölümü Başkanı Prof. Banu İnanç da Marmara depremiyle birlikte kendilerine başvuranların sayısında artış beklediğini söylüyor.

Çünkü anlattığına göre, insanın depremle birlikte varlığını tehdit altında hissetmesi, bastığı toprağa bile güvenememesi kolay atlatılır bir travma değil.

Normal hayata dönebilmek aylar alabiliyor. Hele bir de bu felaketle yaşanan kayıplar varsa; insan sevdiklerini, yaşadığı evi, geçmişini kaybettiyse, iyileşme süreci daha da uzun sürebiliyor.

DAHA BÜYÜK ACI

Profesör İnanç, yine de daha önce psikolojik bir rahatsızlığı olmayan insanlarda normale dönüş sürecinin daha kısa sürdüğünü söylüyor; tabii yakınların, toplumun, uzmanların yardımı olduğu sürece...

‘‘Fakat Marmara depremi bize eski yaşadıklarımızı hatırlattı. Şimdi insanlar yeniden tedirginlik duymaya başladı. Üstelik bu kez yaşanan, bizim yaşadıklarımızdan çok daha büyük bir acı. Normale dönmek daha uzun zaman alabilir’’ diyor.

İNSANLIKTAN ÇIKTIM

‘‘Normal’’e dönmenin o kadar kolay olmayabileceğinin bir örneğini de Erdoğan Ailesi'nin yaşadıkları ortaya seriyor. Ceyhan'da elektrik malzemesi satan bir dükkan işleten Enver Erdoğan ve oğulları Ercan ile Erol, 27 Haziran 1998 günü üç kuruş daha kazanmanın peşindeyken, aynı evde bulunan eşlerini kaybetmişler.

Erol Erdoğan'ın iki yaşındaki oğlu da annesiyle birlikte ölmüş. Ercan Erdoğan'ın 2,5 aylık oğlu Emircan enkazdan dokuz saat sonra canlı çıkarılabilmiş.

O günden sonra bir daha kendilerine gelemediklerini anlatıyorlar hep bir ağızdan. ‘‘Artık mutlu bir aile değiliz. Birbirimizi anlamakta bile güçlük çekiyoruz.’’ Ercan Erdoğan, daha ileri giderek ‘‘insanlıktan çıktığını’’ söylüyor. ‘‘İlk başlarda anlamıyordum, sonra giderek çaresizlik, yalnızlık duygusu ağır basmaya başladı. Sürekli huzursuzum. Tedirginlik duygusu hiç azalmıyor. Marmara depremi olunca acılarımızı unutur gibi olduk, ama geçecek gibi değil.’’

PSİKOLOĞA PARA YOK

Ercan Erdoğan psikolojik tedaviye ihtiyaç hissettiğini, ancak hala duvarı çatlak bir evde otururken bir de buna para ayıramayacağını ekliyor. ‘‘Eğer masraflarım karşılanırsa, çok istiyorum’’ diyor, Çukurova Üniversitesi Psikiyatri Polikliniği'nin depremden dolayı rahatsızlık hissedenlere ücretsiz tedavi imkanı sağladığından habersiz.

Geçen yılki depremin üzerinde yarattığı stresten dolayı yedi aylık bebeğini kaybeden kızkardeşi Meltem Supçin ise konuşurken gözyaşlarını tutamıyor. Üstelik onun yaşadıkları ikiye katlanmış durumda. Çünkü ‘‘biraz rahatlayabilmek, unutabilmek için’’ İstanbul'a tatile gitmiş ve orada da Marmara depremini yaşamış. ‘‘İki gün sokakta kaldım ve iki gün boyunca gözyaşlarım elimde olmadan akıyordu. Biz nasıl düzeleceğiz bilmiyorum.’’

CANIMDAN BAŞKA

Erdoğan Ailesi'nin ve daha pek çok Ceyhanlı'nın anlattıkları, deprem şoku yaşayan insanların verebileceği doğal psikolojik tepkiler yanında, ‘‘terkedilmişlik’’ duygusundan gelen bir umutsuzluk durumu yaşadıklarını da gösteriyor. En yakınlarını kaybettikleri için ‘‘travmatik matem’’ duygusu içine giren, geçmişleri, evleriyle birlikte toprağa gömüldüğü için kendini güvensiz hisseden insanlar, bir de üstüne, her seferinde söz verilmesine rağmen ‘‘yaraları sarılmayınca’’ iyice içlerine kapanıp, hayattan umutlarını kesiyorlar.

Tıpkı Nigar Aktan gibi, ‘‘hayatın zevklerini unutuyor, öylesine yaşıyorlar.’’ Ercan Erdoğan gibi, duvarı çatlak bir evde oturmayı umursamıyor, ‘‘zaten neyim kalmış ki benim canımdan başka, onu da alırsa alsın’’ diye düşünüyorlar. Ya da kızını öldürdüğünü düşünen müteahhidin peşinde aylarca koşan ama bir sonuç alamayan Zehra Benli gibi, yeni bir depremden hiç korkmayacak kadar ‘‘duygularını yitiriyorlar.’’

ARTIK MUTLU DEĞİLİZ

Erdoğan Ailesi fertleri, 14 aydır kendilerine gelemediklerini anlatıyorlar hep bir ağızdan. ‘‘Artık mutlu bir aile değiliz. Birbirimizi anlamakta bile güçlük çekiyoruz.’’ Ercan Erdoğan, daha ileri giderek ‘‘insanlıktan çıktığını’’ söylüyor. ‘‘Sürekli huzursuzum. Tedirginlik duygusu hiç azalmıyor. Marmara depremi olunca acılarımızı unutur gibi olduk, ama geçecek gibi değil.’’

Depresyon ve anksiyete

Çukurova Üniversitesi, Psikiyatri Anabilim Dalı doktorlarından Şükrü Oğuz, Adana depreminden sonra, sadece kendi çalışma grubuna başvuranların sayısının 250'ye yaklaştığını söylüyor. Deprem anılarını tekrar tekrar yaşamak ve uyku bozukluğu şikayetleriyle gelen bu insanlardan yüzde 60'ının tedaviye bu yıla kadar düzenli olarak devam ettiğini anlatan Dr. Oğuz, ‘‘Marmara depremine kadar Akut Stres Bozukluğu ve Travma Sonrası Stres Bozukluğu ön plandaydı. Şimdi, Marmara depremi olduktan sonra başvurular arttı ve bu başvurulardan hastalığın şekil değiştirdiği anlaşılıyor. Şimdi daha çok depresyon ve anksiyete bozuklukları göze çarpıyor’’ diyor.

Dr. Oğuz'a göre, Adanalılar, psikolojik problemlerini çözmemişlerdi ama tam depremin anılarını unutmaya başlamışlarkı ki, sorunları geri geldi. ‘‘Daha önce iyi hissetmeye başlayanlar, kendimi kötü hissediyorum, diye geliyor. Tam olarak tanımlayamadıkları bir kötü hissetme durumu bu. Kimi yakınları ölüp kendi sağ kaldığı için suçluluk duyuyor, kimi, biz bundan kurtulamadık mı, diye fobilerle yaşıyor. Çaresizlik de var. İleriye doğru belirsizlikler artınca, insanların şikayetleri de arttı.’’

Hayata adapte olmaya çalıştım ama olmadı

Deprem günü iki kızı da arkadaşlarındaymış. Küçük kızının misafir olduğu ev çökmüş; kızı, arkadaşı, arkadaşının annesi ve ablası enkaz altında veda etmişler dünyaya.

Diğer kızıyla birlikte hayata adapte olmaya çalıştığını ama bunu başaramadığını anlatıyor Aktan:

‘‘Tedavi de gördüm, ama doktorun verdiği ilaçlar uyuttu, bir yarar sağlayamadım, ondan da vazgeçtim. Bugüne kadar yaşamak için yapmam gerekenleri yaparak yaşadım, yani mecburen yemek yemek, su içmek gibi. Kızım da pek iyi değil ama o genç, gündüz arkadaşlarıyla oyalanıyor, gece olunca ise tedirginlikleri artıyor.’’

 

29 Ağustos 1999 HÜRRİYET

Cenazeler Gömülüyor

Cenazeler gömülüyor, evler tamir edilecek, yaralar kapanacak, ya ruh sağlığımız?

Türkiye'de milyonlarca insan, aynı acıları, korkuları yaşıyor. Yakınlarını kaybedenler tıbbi adıyla ‘‘travmatik yas’’ta. Evinin yerle bir olması insanlarda pek çok duygusal tepki yaratıyor. Yakınını ya da evini kaybetmese de depremin dehşetini yaşayanların çoğu ise Akut Stres Bozukluğu'ndan mustarip. Hepimiz yoğun korku duyuyor, yeniden deprem olacak beklentisi içinde uyuyamıyoruz. Yaşananlara verilen tepkileri ve ruh sağlığımızı nasıl koruyabileceğimizi, tecrübeli depremzedeler ve uzmanlar anlatıyor.

Ruhumuzdaki deprem nasıl bitecek

Marmara Depremi onu da hatırlattı: Çok değil, bundan sadece 14 ay önce Adana da büyük bir deprem yaşamıştı. 10 bin 401 bina yıkılmış, 145 ölüm olmuş, 3 bin 500 kişi de yaralanmıştı.

Depremin en çok vurduğu yerlerden biri de Ceyhan'dı. Oraya da kurtarma ekipleri, yardım kamyonları ulaştı. Orada da enkazdan çıkan her ceset acıyı biraz daha derinleştirdi; saatler, günler sonra canlı çıkarılabilenler insanları sevince boğdu. Deprem, bir cumartesi günü, akşamüstü saatlerinde olduğu için can kaybı 145'te kalmıştı, bugünü düşününce neredeyse azımsanacak bir sayıydı bu. Ama en sevdiklerini kaybedenler, şimdi evlerinin yerinde yeller esenler, yakınını ya da evini kaybetmese de o şok edici sarsıntıyı yaşayanların ruh sağlığı 14 ay sonra eski haline kavuşmuş değildi. Ve Ceyhanlılar Marmara depremiyle birlikte yeniden geçen yılın haziran ayının son günlerine döndüler.

Tecrübe konuşuyor

Şimdi onlar gibi, Türkiye'nin büyük bir bölümünde milyonlarca insan aynı acıları, korkuları yaşıyor. Yakınlarını kaybedenler psikiyatri literatüründeki adıyla ‘‘travmatik yas’’ta. Yakınını kaybetmeseler de depremin dehşetini yaşayanlar ise Akut Stres Bozukluğu'ndan mustarip. Yüzbinlerce insan, yokolan sevdiklerinin, geçmişinin gömüldüğü evinin yasını tutuyor. Daha önce kapısını kapatıp içine girdiğinde güven duyduğu evi ayaktaysa da artık o güveni hissetmiyor.

Bu tür kayıpları olmayanlar yoğun tedirginlik duyuyor, yeniden deprem olacak beklentisi içinde uyuyamıyor. Hepimiz yer gerçekten sallanmasa bile, sallanıyormuş gibi hissediyoruz. Bir çoğumuz çeşitli psikolojik bozukluklarla boğuşuyoruz. Kimin kendini ne zaman, nasıl tedavi edeceğini, edemeyenlerin yardımına kimin, ne kadar koşabileceğini de bilmiyoruz henüz.

Bir yıldan fazla bir süre önce bu dehşeti yaşayan Ceyhanlılar, ‘‘Aylar boyunca sallantı olmasa da hep sallandığımızı düşünüyorduk. Tam rahatlamaya başlamıştık ki... Şimdi yine uykulardan sıçrıyoruz...’’ diye anlatıyor. Geçen yılın 27 Haziranı'ndan beri evine girmeyen, her gece otomobiliyle sokaklarda dolanan Ceyhanlı daha çok dolaşacak gibi görünüyor. Gördüğü psikolojik tedaviyi son zamanlarda aksatmaya başlayanlar yeniden kuyruğa gireceğe benziyor. Depreme 11 yaşındaki kızını kurban veren Nigar Aktan, ‘‘Ben zaten düzelememiştim. Normal hayat nedir unuttum. Mecburen yemek yemek, su içmek dışında bir eylemim yoktu. Yalnız kalmaktan korkuyorum, komşuyu çağırıyorum, Gelince de bir gitse de yalnız kalsam, diyorum’’ diye anlatıyor.

Gözyaşlarımı tutamıyorum

Evinin enkazı altından annesini, iki yengesini ve bir yeğenini çıkaran 28 yaşındaki Meltem Supçin ise üç haftalık evliyken meydana gelen depremden birkaç ay sonra hamile kaldığını, 7 aylık bebeğini yaşadığı stres yüzünden kaybettiğini anlatıyor ağlayarak. Üstelik Supçin, yaşadığı stresi biraz olsun azaltabilmek amacıyla geçen hafta İstanbul'a gitmiş ve Marmara depremini de yaşamış: ‘‘Önceki yaşadıklarım film şeridi gibi geçti gözümün önünden, iki gün sokakta kaldık ve ben iki gün boyunca ağladım, gözyaşlarımı hiç tutamıyorum. Biz nasıl düzeleceğiz, bilmiyorum’’

Babası Enver Erdoğan, ‘‘Artık birbirimizi bile anlamıyoruz’’ diyor. Ağabeyi Erol ise öfkeyle dışa vuruyor duygularını: ‘‘İnsanlıktan çıkmışım, grip olursun çok ağır olsa da birgün geçer, bu geçmiyor’’ diyor.

SAHADA İLK ARAŞTIRMA

Geçen yıl Adana'da meydana gelen depremin hemen ardından, bölgeye koşan yardım ekiplerinin içinde bir de psikiyatristlerden oluşan ekip vardı: Çukurova Üniversitesi Psikiyatri Anabilim Dalı Başkanı Profesör Bekir Aydın Levent, Psikiyatrist Sükrü Oğuz, Levent Soylu ve arkadaşları, depremin 7. gününden itibaren depremzedeler üzerinde çalışmaya başladılar. Yaşanan travmanın insanlar üzerinde ne kadar etki yarattığını saptamak ve o kriz anında ihtiyaç hissedenlere geçici tedavi uygulamaktı amaçları. Bu, Türkiye'de depremin ardından bu kapsamda yapılan ilk araştırmaydı.

İlk ana şok 6.3 şiddetindeydi. İlerleyen günlerde 200 tane artçı deprem meydana gelmişti. Herşey, insanları sürekli bir yeni bir deprem beklentisine sokuyordu. Çalışmayı yapanlar gördüler ki, fiziksel hiçbir hasara uğramayan insanlar bile büyük bir stres altında.

7-27 Temmuz 1998 tarihleri arasında, depremi yaşayan 525 kişiyle görüştüler. Yüzde 23'ünde, depremin hemen ardından oluşan bir Akut Stres Bozukluğu tespit ettiler. Bunların yüzde 13'ü daha önceden psikolojik tedavi görmüş kişilerdi. Görüşülen kişilerde en yaygın belirtiler, korku, dehşet, algı bozukluğu, tepkisizlik, içine kapanma, olayı tekrar tekrar yaşama, kabuslar, halisünasyonlar, yaşanan olayı hatırlatan şeylere karşı aşırı tepki, uyuma zorluğu, irkilme, konsantrasyon bozukluğu, duyuların aşarı uyarılması ve saldırganlıktı...

İlk tespitlerden ve hayat yeniden normale döndükten sonra kliniğe başvuranlar, düzenli gelenler oldu. Erken tedaviye alınanların yüzde 60-65'inde belirtilerin düzeldiği, günlük işlevlerin rahatlıkla yerine getirilebildiği gözlendi. Kalan yüzde 35-40'lık bölümde ise Travma Sonrası Stres Bozukluğu saptanmıştı. Ancak bir şekilde psikiyatriste ulaşamayan ya da düzenli tedaviye gelemeyen grupta belirtiler oldukça yoğun bir biçimde sürüyordu.

ÜCRETSİZ TEDAVİ

Çukurova Üniversitesi Psikiyatri Bölümü Araştırma Ekibi, depremin ruh sağlığı üzerindeki etkilerinin bir, birbuçuk yıl sonra ne durumda olduğunu tespit etmek için, aynı bölgede eylülde yeniden çalışmaya başlayacaktı. Marmara depremiyle birlikte çalışmanın önemi daha da arttı. Şimdi Çukurova Üniversitesi Psikiyatri Anabilim Dalı, şu anda depremzedeler için poliklinik hizmeti vermekte. Son depremle birlikte korkuları, acıları tazelenen Adanalılar, bu hizmetten ücretsiz olarak yararlanabilirler.

Adana depreminde annesini, iki yengesini ve bir yeğenini kaybeden 28 yaşındaki Meltem Supçin, yedi aylık bebeğini yaşadığı stres yüzünden kaybetmiş. ‘‘Biz nasıl düzeleceğiz, bilmiyorum’’ diyor.

 

01 Temmuz 1998 HÜRRİYET

Sercan'ın hayal ettiği bilgisayar Hürriyet'ten

İskenderun'dan dedesinin yanına tatile geldiği Ceyhan'da, tüm aile fertlerini depremde yitiren 11 yaşındaki Sercan Güvercin de yaşama dört elle sarılacak. Sercan, depremden tam 26 saat 9 dakika sonra, bir mucize eseri enkaz altından sağ çıkarıldı. Annesi Havva, babası Özcan, ağabeyleri Gülhan ve Murat Güvercin ile anneannesi Hayriye ve dedesi Osman Yamar'a ise mezar oldu enkaz. İskenderun Kocabaş İlköğretim Okulu 6'ncı sınıfına bu yıl pekiyi derece ile geçen Sercan, yaşadıklarını şöyle anlatmıştı: ‘‘Öleceğimi düşünüyordum. Ağabeyim üniversiteyi kazanınca bilgisayar alacaktım. Onu da unuttum...’’

Sercan, ölümün eşiğinde, bilgisayarı hayal etmiş. Hürriyet, Sercan'ın bu hayaline bir an önce kavuşturmayı görev bildi. Bilgisayar hasta yatağında Sercan'a teslim edildi. Sercan, bilgisayarı, oyun CD'lerini görünce sevinçten gözleri parladı. Kısa bir şaşkınlıktan sonra, serum takılı eliyle bilgisayarı okşadı. Hürriyet'in bu jesti karşısında duygulanan Sercan şunları söyledi:

‘‘Eğer deprem olmasaydı, ağabeyim üniversiteyi kazandıktan sonra bana bilgisayar alacaktı. Hürriyet hayalimi gerçekleştirdi. Bu bilgisayar yaşamımda aldığın en güzel, en anlamlı armağan.’’

Sercan'ın, babası İskenderun'da askeri tesiste çalıştığı için oradaki Askeri Hastane'ye sevkedildi. Ambulansa bindirilirken, ‘‘Bu bilgisayarla çok çalışacağım. Programlar yapacağım. Belki depremi önceden haber veren birşeyler bulabilirim’’ dedi.

Sercan, sonra da başından bir an olsun ayrılmayan dayısının eşi Aysel Yamar'a sıkı sıkı tembihledi:

‘‘Yengeciğim, bilgisayarı da benim yanıma koyun. Askeri Hastane'deki odama kurulmasını istiyorum.’’

 

ceyhanrehberi.org AİLESİ OLARAK DEPREMDE KAYBETTİĞİMİZ CEYHANLI DEPREM ŞEHİDİ HEMŞERİLERİMİZE ALLAH'TAN RAHMET YAKINLARINA SABIR VE BAŞSAĞLIĞI DİLERİZ.

ŞİMDİ TEK DUAMIZ ALLAH TEKRAR EYLEMESİN.

!!!!ARTIK BİZLERDE BİRAZ UYANIK OLALIM VE SAĞLAM BİNALAR YAPALIM!!!

UNUTMAYALIM DEPREM ÖLDÜRMEZ UYGUN YAPILMAMIŞ OLAN YAPILAR ÖLDÜRÜR.

27 haziran 1998 ceyhan depremi 

1.  aksam uzeri saat 4 civari. mersin'de yeni aldigimiz yazligin tadilat isleriyle ugrasirken devasa site, karton kutu gibi sarsilamaya basladi. sanki yerin altinda birseyler kayniyormus ve evi ayagimizin altindan cekiyormus gibi hissettiriyordu. kapilar, avizeler evdeki tum oynak esyalar zangir zangir.. ev halkinin gozleri fal tasi gibi acilmis, olanlari anlamaya calisiyor, korkudan kimsenin agzindan tek laf cikmiyordu. yarim dakika sallandiktan sonra ve sallanmaya da devam ederken en nihayetinde babam "deprem" diyebiliyor. biz o an kendimize geliyoruz ve can havliyle evin anahtarini da kaparak 8. kattan, basamaklari kosarak ikiser ucer inmeye basliyoruz. deprem aninda asansor kullanmamak gerektigi biyerlerden aklimizda kalmis. merdivende kosarken diger site halki da bize katiliyordu. en sonunda suru halinde kendimizi aciga atabildik. site gocer diye de etki alanindan ciktik. herkeste bir saskinlik, millet birbirine bakiyor. "ay atiye hanim neydi o oyle? nasil giricez simdi evlere?" 2 saat kadar asagilarda dolandiktan sonra "bu boyle olmayacak, cikip esi dostu aramak lazim, herkes sag mi degil mi bilmek gerek" diyoruz ve babamla ben cengaver gibi eve cikip aceleyle ona buna telefon etmeye basliyoruz. o zamanlar cep telefonu da peynir ekmek degil. bir yandan da artcilar devam ediyor ancak orali degiliz.

bu arada haberleri almak icin de tv'yi aciyoruz. ogreniyoruz ki merkez ussu ceyhan olan 6.3 siddetinde deprem yasamisiz ve ta mersin'den bile inanilmaz sekilde hissedilmis. ceyhan diyince hemen ceyhan'da oturan teyzemi ariyoruz. aglayarak telefona cikiyor "huseyin aabiiiiiiiiii, burasi cok fenaaaa" diyebiliyor. hemen apar topar kalkip ceyhan'a dogru yola cikiyoruz. e-5 uzerinde giderken pek bir hasar yok gibi gorunuyor ancak ceyhan'a girince olayin boyutlarini idrak edebiliyoruz. hava da kararmis, camliyol bulvari'nda agir agir ilerlerken sagli sollu yerle bir olmus apartmanlari goruyoruz. her moloz yigininin basinda bir grup insan ve is makinesi. tum memleket siren seslerine kesmis.. biraz daha ilerledikten sonra bakiyoruz ki, en alt katinda her zaman yufka aldigimiz kismet yufkacisinin bulundugu apartman yerinde yok. arabadan inip yasananlari agzimiz acik sekilde izlerken gocugun altindan insan sesleri geliyor. yardim isteyen, bagiran cagiran.. daha hersey cok taze. az sonra kucuk bir kizin cansiz bedeni toz toprak icinde battaniyeye koyularak onumuzden geciyor. annem olanlara daha fazla dayanamayarak basliyor aglamaya.

neden sonra teyzemlere gitmek aklimiza geliyor. apartmanlarinin onune geldigimizde herseyin yerli yerinde oldugunu anliyoruz ama onlar da kaldirima masa sandalye cikarmis komsularla oturuyorlar. biz varinca bir aglama hezeyani kopuyor. annemle teyzem sariliyor. o zamanlar da 15-16 yaslarinda toy bir delikanli oldugumuz icin bu sahneler cok koyuyor insana. masada otururken o alarmli, radyolu, mor isildaktan da candan ercetin'in "yalan" parcasi caliyor. icinde bulunulan durumu bu kadar iyi tasvir eden bir parca daha olamazdi o sirada. teyzem, "bizim eski bahceciler apartmani da kagit gibi" diyor. daha bir ay once tasindiklari apartmanın yerinde simdi yeller esiyor. dusununce insan bir garip oluyor haliyle. daha gecen gun gidip oturdugumuz, yedigimiz, ictigimiz, yatip kalktigimiz ev dumduz. gidip gordukten sonra bogazda birseyler dugumleniveriyor, soylenecek kelime bulunamiyor.

gece disarida sabahladiktan sonra bir tur daha atiyoruz ceyhan'da. gun isigiyla birlikte goruyoruz ki memleket inanilmaz degismis. bunun nedeni mutemadiyen gordugumuz apartmanlarin yerlerinin bos olmasi. goz alistigi icin bu farklilik hemen kendini hissettiriyor. sanki yillardir yasadigin o sehir gitmis bambaska bir sehir gelmis.

o yasima kadar ve hatta bu yasima kadar beni bu derece etkileyen bir olayla karsilasmadigimi anliyorum. insanlarin caresizlikleri halen gozumde, is makinelerinin geri geri giderken cikardigi "biiip biip biip" sesleri halen kulagimda.. candan ercetin'in o sarkisini dinleyince ise ayni gunu tekrar yasiyorum ve omrum boyunca da unutamayacagim.

01 Temmuz 1998 HÜRRİYET

Kapkaççı müteahhite ceza

Adalet Bakanlığı, dolandırıcı müteahhitlere ağır cezalar verilmesi için harekete geçti. İlgili mevzuatı taramaya başlayan bürokratlar, iskambil kağıdı gibi çökerek vatandaşa mezar olan binaları yapanlara ve bunlara ruhsat verenlere hakettikleri cezaların verilebilmesi için çalışmaya başladılar.

Adalet Bakanı Oltan Sungurlu, Adana depremi ile bir kez daha gündeme gelen ‘Kapkaççı müteahhitler’e caydırıcı ceza verilebilmesi için mevzuat değişikliği yapılması talimatı verdi.

Bürokratlar, müteahhitleri ilgilendiren tüm kanunları masaya yatırdılar. Sungurlu Hürriyet'e, ‘‘Talimat verdim. Mevzuatımızda durum nasıl, çıkarıp getirin dedim. Çöken binaların müteahhitlerinin hukuki ve cezai sorumluluğu araştırılıyor. Bu konudaki bütün kanunlar gözden geçirilecek. Gerekli yasal düzenleme yapılacak’’ dedi. Sungurlu, İhale Kanunu'nda da değişiklik yapılabileceğini belirtti.

Yargı çevrelerinin önerileri de şöyle:

Devlet İhale Kanunu değiştirilsin. Usülsüz ihaleye ceza getirilsin. Yetersiz müteahhite ihale verenler cezalandırılsın. İhale koşullarına uymayanlara verilen ceza ağırlaştırılsın.

İhale koşullarına ve inşaat şartnamesine aykırı bina yapmak ağır hapis cezasını öngören ayrı bir suç olsun. Bu konu özel bir hüküm olarak düzenlensin. İnşaatı kontrol edenler yanında, oturma ruhsatı veren resmi görevliler de müteahhitle aynı sorumluluğu taşısın.

Deprem kuşağındaki bölgelerin koşullarına uygun olmayan, projesiz, sağlıksız, güvenliksiz çürük bina yapan ve bunun sonucu ölüme ve yaralamaya sebep olan müteahhite caydırıcı ağır hapis cezası getirilsin. Ayrıca ağır tazminata hükmedilsin.

Özel binalar için de aynı hükümler getirilsin.

YARGININ ELİ KOLU BAĞLI

Şu anda, Devlet İhale Kanunu ve TCK'da kapkaççı müteahhitlerle ilgili caydırıcı hüküm yok. Ceyhan Cumhuriyet Başsavcılığı'ndan sonra Adana Cumhuriyet Başsavcılığı da müteahhitlere TCK'nın 455'inci maddesindeki ‘Tedbirsizlikle ölümü sebebiyet’ten soruşturma açmaya hazırlanıyor. Ancak, caydırıcılıktan uzak bu maddeler ve denetimi üstlenen kamu görevlilerini koruyan Memurin Muhakemat Kanunu, yargının elini kolunu bağlıyor. Adana Başsavcılığı, Bayındırlık Bakanlığı'ndan yıkılan binalarla ilgili müteahhitin yapım hatalarını gösteren raporları bekliyor. Olayda kontrol elemanlarının kusurlu bulunması halinde ise Başsavcılık Memurin Muhakemat Kanunu nedeniyle bu kişilerle ilgili işlem yapamayacak. Ayrıca bu tür suçlarda zaman aşımının 5 yıl olduğu, binanın bu süreden önce yapılması halinde açılacak soruşturmaların ‘takipsizlikle’’ sonuçlanacağı ortaya çıktı. Böylece vatandaşlara mezar olan binaları yapanları, yasal boşluk kurtaracak.

17 Ağustos 2002 HÜRRİYET

Hanım, sen benim gibi dört koca eskitirsin

17 Ağustos'tan bir yıl önce Ceyhan'da 27 Haziran 1998'de yaşanan depremde 48 yaşındaki öğretmen Hatice Eker yaşadıklarıyla bir sembol haline geldi. Sağ ayağı dizden kesilmiş, tek kızı Emel Ayça'yı (18) kaybetmişti.

Eşi ve oğullarıyla başka bir yerde yeni bir ev yaptılar. Eşi Ziya Eker ona moral vermek için ‘‘Hanım, sende bu güç varken ne depremler atlatırsın, benim gibi dört koca eskitirsin’’ diyor ama, kızının adı geçince ikisinin de gözleri doluyor.

Tuncay DAĞLI ADANA, (DHA)

Evinin duvarına astığı Emel'in fotoğrafına her baktığında gözlerinden sicim gibi yaş akmaya başlayan Hatice Eker, enkaz altından iki gün sonra kurtarıldı. Hatice Öğretmen şimdi Ceyhan'ın Kurtkulağı Beldesi'nde yaşıyor. Protez sağ bacağı ona her adımda dört yıl öncesini hatırlatıyor.

Kendisi gibi emekli öğretmen eşi Ziya Eker (49), oğulları Ertuğrul (25), Emrah (22) ve Emre'nin (17) desteğiyle yeniden mutlu olmaya çalışan Hatice Öğretmen, sağ ayağındaki protezi pantolon giyerek gizleyebiliyor, ama kızının acısını saklayamıyor.

‘‘Antalya'ya tatil hazırlığı yapıyorduk. Eşim, küçük oğlum Emre'yle otomobilin bakımını yaptırmak için sanayi çarşısına gitmişti. Ben de kızımla birlikte evi toparlayıp, çantaları hazırlıyordum. Önce ayaklarımızın altında vuran bir gürültü, sonra ürküten bir uğultu geldi. Ben hemen kızımın yanına koştum. O anda duvarlar yıkılmaya, zemin ayağımızın altından kaymaya başladı. Artık birbirimizi göremiyorduk. Tozdan nefes alamaz olmuştuk. Ben hareket edemiyordum. Kızıma seslendim: ‘‘Ben iyiyim anne' dedi. Bir süre konuştuk. Birlikte dua ettik. Kızımın durumunun ne olduğunu bilmiyordum. Aradan biraz zaman geçince bana ‘‘Hakkını helal et anne’’ dedi. Kendisine ‘‘O ne biçim söz kızım. Bizi kurtarırlar, korkma’’ dedim. Bir süre iniltilerden sonra bir daha sesini duyamadım. Zaten olay akşama doğru olmuştu. Uyudu sandım.’’

Hatice Öğretmen'in çöken evinin bulunduğu 8 katlı Bahçeci Apartmanı'nın yeri hala boş. Arsaya kurulan tezgahta Ceyhan tarlalarında yetişen karpuzlar satılıyor.

Hatice Öğretmen'in şimdi sürücü kursu işleten eşi Ziya Eker akrabalarının desteğiyle Kurtkulağı'nda yeni bir ev yaptırdı. Oğullarından Ertuğrul, Sugözü Termik Santrali'nin yapımında çalışıyor, onun küçüğü Emrah ise askerde. En küçük çocuk Emre öğrenimini sürdürüyor.

Doğa manzaralı dubleks evlerinin balkonundan bahçeye inen merdivenler Hatice öğretmenin yürümesine engel olduğu için arka tarafa eğimli bir yol yapılmış. Ziya Eker çok sevdiği eşini güldürmek için ‘‘Hanım sende bu dayanma gücü olduktan sonra daha ne depremler atlatırsın. Benim gibi dört koca eskitirsin’’ diyerek espri yapıyor. Ama kızından söz edilince onun da gözleri doluyor.

Aykut Barka’nın vasiyeti

Prof. Aykut Barka'nın, gazeteci Ali Er ile birlikte hazırladığı, ancak tamamlayamadan hayata veda ettiği için sonradan yayımlanan Depremini Bekleyen Şehir, hakettiği ilgiyi bulamamış bir kitap. Şimdi depremi yeniden hatırlarken belki kulak verenler çıkar Barka'nın vasiyetine...

Depremini Bekleyen Şehir, 17 Ağustos depremi sonrasında tanışan bir bilim adamı ile bir gazetecinin ortak çalışmasının ürünü. Kitabın bilim adamı yazarı, bilginin paylaşılması gerektiğine inanan Aykut Barka. Kitabın gazeteci yazarı ise deprem uzmanları arasındaki atışmaların prim yaptığı bir dönemde, bu tür haberlerin yanıltıcı olduğunu savunan Ali Er. Kitap, İstanbul'un birkaç kilometre güneyinde olması beklenen deprem riskini her boyutuyla vermeyi amaçlıyor. Hangi önlemlerin alınması gerektiğini ve finansmanın nasıl sağlanabileceğini de anlatıyor.

Om Yayınları'ndan çıkan kitabın yazımına Nisan 2001'de başlamışlar. 15 Ocak 2002'ye kadar yayınevine teslim edilecekmiş. Ancak araya hastalık ve ölüm girmiş. Son çalışmalarını Barka'nın Yeniköy'deki bürosunda yaptıklarını belirtiyor Ali Er. Gecenin bir vakti Barka şunları söylüyor: ‘‘Ali, deprem riskini düşürmenin önemini, güçlendirme işini her yanıyla çok iyi anlatmalıyız. Binaları güçlendirmek için önce içindekileri başka mekanlara taşımak zorundasınız. Deprem öncesinde bir mahalleyi barındıracak yer bulunur da, deprem sonrasında nasıl olacak bu iş?’’

Aykut Hoca'yı kaybettikten sonra bir vasiyete dönüşen bu sözlerini yerine getirmeye çalıştığını anlatıyor Er. B.Ü. Deprem Mühendisliği Anabilim Dalı Başkanı Prof. Mustafa Erdik'le İstanbul'un deprem riski üzerine bir söyleşi yapıyor ve kitabın boşluklarını doldurmaya çalışıyor. Barka'nın başka uzman dostlarından yardım alıyor. Sonra da ‘‘Kusura bakma sevgili hocam, sensiz bu kadar olabildi’’ diyor.

Emel ARMUTÇU

Depreme üç aylıkken yakalanan Emircan'da beyaz önlük fobisi var

Üç aylık Emircan Erdoğan, Bahçeci Apartmanı'nın enkazından çıkarıldı. Annesini orada kaybetti. Sol ayağı ezildiği için hastanede uzun süre tedavi gördü. Beyaz önlük korkusuna orada kapıldı. Şimdi dört yaşında, ama köşedeki berberi gördüğünde bile köşe bucak saklanıyor.

Emircan, Ceyhan depreminde yıkılan duvarlar arasından çıkarıldığında üç aylıktı. Ama deprem, 28 yaşındaki annesi Hülya'yı ondan koparıp almıştı. Yıkılan Bahçeci Apartmanı'nda Hülya Erdoğan'ın yanı sıra kayınvalide Atifet Erdoğan, yenge Ayşe Erdoğan, minik yeğen Eray Erdoğan da öldü. Şimdi 4 yaşında olan Emircan Erdoğan sol ayağının kasları ezildiği için bir süre Balcalı Hastanesi'nde tedavi gördü. Bacağında boydan boya ameliyat izi var.

Babası Ercan Erdoğan ise depremden birkaç ay sonra Ayşe Erdoğan'la evlenerek yeni bir aile kurdu. İkinci evlilikten dünyaya gelen 15 aylık Egemen'in doğmasıyla da ağabey olmuş Emircan.

Yeşil gözlü, sarı saçlı Emircan'da kalan deprem izi yalnızca bacağında değil. Uzun tedavisi sırasında beynine beyaz önlük korkusu kazınmış. Hastanede bu korkuya kapılan Emircan şimdi elektrikçilik yapan babasının işyerine gittiğinde bitişikteki berberden bile köşe bucak kaçıyor.

İstiklal Mahallesi'nde yaşayan Emircan depremde ağır hasar gören ve yıkılmasına karar verildiği halde öylece bırakılan 5 katlı apartmanda oyun oynuyor. Babası Ercan Erdoğan, ‘‘En küçük bir sarsıntıda yıkılma ihtimali olan apartmanı gördükçe korkuyoruz’’ diyor. ‘‘Acılarımız tazeleniyor. Üstelik sürekli uyardığımız halde Emircan da dahil çocuklar bu binanın zemin katına girip oyun oynuyorlar. Çevrede yaşayanlar için büyük risk taşıyan bu binanın yıktırılması için yetkilileri göreve davet ediyoruz.’’

İki kardeşiyle birlikte elektrikçi dükkanı işleten Ercan Erdoğan'ın en büyük isteği, bozulan ekonomik durumunun düzelmesinden sonra oğlunun aksayan ayağını tedavi ettirebilmek.

ADANA DEPREMİNİN BİLANÇOSU

27 Haziran 1998 Cumartesi 16.55'te meydana gelen ve merkezi Ceyhan olan 6.3 aletsel büyüklüğündeki depremde 146 kişi yaşamını kaybetti. Bir hafta sonra 5.1 büyüklüğünde bir deprem daha oldu ve çok sayıda kişi yaralandı.

Adana Valisi Oğuz Kağan Köksal, Adana ve Ceyhan depreminde 10 bin 233 konut ve 493 işyerinin tamamen yıkıldığını, bunlardan 6 bin 700 kişinin konut, 166 kişinin de işyeri talep ettiğini açıkladı.

Adana'da 4 bin, Ceyhan'da ise bin konut yaklaşık bir yılda inşa edilip, hak sahiplerine teslim edildi.

Evleri kullanılamaz hale gelen 16 bin 855 kişiye 5.5 trilyon lira kira yardımı, az hasar gören konut sahiplerine 125'er milyon lira destek sağlandı.


KİTAPTAN...

Deprem halkın gündeminde yoksa siyasetçinin de olmaz

Temel eksik, ulusal stratejinin yokluğu İnsanoğlunun depremleri önleme gücü yoktur ama felakete dönüşmesini önleyecek gücü vardır. Örneğin Japonya afetlerden korunmak için her yıl 30 milyar dolar harcıyor. Bu amaçla geniş bir idari örgütlenmesi var. Türkiye ise bunu yapamadı. Bu eksiklik bir ülkenin Ulusal Savunma Stratejisi'ne sahip olmamasına benzetilebilir. Risk yönetimi kavramı afet yönetimiyle karıştırılabilir. afet yönetimi, depremin hemen sonrasında yapılması gerekenlerle ilgilidir. Risk yönetimi ise deprem öncesi ve sonrası sürdürülecek işleri konu edinir.

Deprem halkın gündeminde yoksa siyasetçininkinde de olmaz Deprem tehlikesi siyasetin gündeminde bugün yoksa, eğer toplumda bir talep oluşmazsa büyük olasılıkla yarın da olmayacaktır.

Kaynak bulunabilir İstanbul'da bir depremin boyutlarını, 200 milyon dolarlık bir kaynakla bile 20 bin insanın yaşamını kurtaracak düzeye düşürmek şansı vardır. Bir milyar dolarla çok daha ferahlatıcı bir sonuç alınır. Türkiye her yıl bir milyar dolar bulabilecek bir ülkedir. Bu para TEDAŞ'ın sadece kamu kuruluşlarından tahsil edemediği alacağıdır. Sosyal güvenlik kurumlarındaki ilaç yolsuzluğunun tutarıdır. Türkiye bunu tasarruf yaparak, dış kredi olarak, ek vergi getirerek, mevcut deprem vergileriyle karşılayabilir, kamudaki yolsuzlukların bir bölümünü önleyerek de. Bu kaynak, her kuruşu ile reel ekonomiye gidecektir.

28 Haziran 1998 HÜRRİYET

20 saniye yetti

Adana'nın 6.3 şiddetindeki bir depremle perişan olmasına sadece 20 saniye yetti. Bu süre içinde başta kentin güney kesimindekiler olmak üzere, çok sayıda ev çöktü, duvarlar çatladı. Enerji nakil hatları yıkıldı, yangınlar çıktı. 4 kişi kalp krizinden öldü.

Adana dün saat 16.56'da yerin altından gelen bir darbeyle, Richter ölçeğine göre 6.3 şiddetindeki depremin şiddetiyle sarsıldı. 105 kişinin öldüğü, binden fazla insanın yaralandığı dehşet tam 20 saniye devam etti. Deprem, Antalya'dan Şanlıurfa'ya, Ankara'dan KKTC'ye kadar bir çok kentte paniğe yolaçtı. Depremin merkezindeki Adana ise en ağır kaybı ilk saniyelerde verdi. Sarsıntı 20 saniye içinde özellikle eski Adana olarak nitelenen kentin güney kesimini etkiledi. Kentin diğer semtlerinde de çok sayıda evin balkonları çöktü, duvarları çatladı. Adana Çevik Kuvvet Müdürlüğü binasının üst katları da yıkıldı. Adana'da kent merkezinde 35 kişi ilk anlarda ölürken, 2 kişi de kalp krizi geçirerek yaşamını yitirdi. Aynı anda kentin elektrik sistemi devreden çıktı. Kentteki bir çok enerji nakil hattı yıkılarak yangınlara neden oldu.

CEYHAN'DA 30 ÖLÜ

Deprem, Ceyhan İlçesi'nde de büyük zarara neden oldu. Ceyhan ilçe merkezinde 25, köylerde de 40 kişi enkaz altında kalarak yaşamını yitirirken, 2 vatandaş deprem sırasında kalp krizi geçirerek yaşamını yitirdi. Ceyhan ilçe merkezinde bazı sitelerde koca apartmanlar depremde iskambil kağıdı gibi çöktü. Yıkılan binaların altında kalan çok sayıda kişinin 'imdat' sesleri zaman geçtikçe iniltiye dönüşürken, vatandaşlar elleriyle enkazı kazıp yakınlarını kurtarmaya çalıştı. Yaralıların büyük bölümü Ceyhan'daki Devlet Hastanesi'nin yetersiz kalması nedeniyle Osmaniye'ye sevkedildi. Ceyhan'ın 38 köyüyle haberleşme kesildi. Çatalhöyük ve Tumluda köylerindeki camilerin minarelerinin yıkıldığı, birçok evin hasar gördüğü bildirildi. Mersin'de deprem nedeniyle panik çıkırken, kendilerini balkondan atan 3 kişinin ayakları kırıldı. Hatay'da 1 kişi öldü.

DÖRT SARSINTI DAHA

Depremin ilk dalgası geçtikten 20 saniye sonra ardçı sarsıntılar kenti sallamaya başladı. İlk depremi, 20 saniye arayla dört sarsıntı daha izledi. Bu sarsıntılar halk arasındaki paniği arttırırken yıkılmış binaların enkazı arasında kalanların bazılarının da sonu oldu. Hasar gören bazı binalar da tümüyle yıkıldı. Bunların ardından saat 21.55'e kadar şiddeti Richter ölçeğine göre 3 ile 4 arasında değişen 15 depremle bölge sarsıldı. Ardçı depremler nedeniyle bazı yerlerde de heyelanlar meydana geldi. Kamu kurumlarına ait iş makinaları göreve çağrılırken, görevliler işleri olmayanların trafiği işgal etmemesini istedi.

Cesetler morga sığmadı

Kentte ölü sayısının giderek artması üzerine hastane morglarında ceset konacak yer kalmadı. Hastaneler yaralılarla dolup taşarken, bahçeler revire dönüştürüldü. Enkaz altından çıkarılan cesetler, hastane morglarına taşındı. Ancak morglarda yer kalmayınca cenazeler, cemilere ve evlere götürüldü. Felaketin hemen ardından, yurdun her tarafından çok sayıda kişi Adana'daki yakınlarını arayınca, telefon santralleri kilitlendi, cep telefonları da sustu. Adana'nın dünya ile bağlantısı uzun süre kesildi. Adana'nın Ceyhan İlçesi'nde depremde ölenlerden kimlikleri belirlenenlerin adları şöyle: Gonca Balta, Süheyla Palas, Boran Özkan, Figen Kotka, Sevime Kendirci, Meliha Özkan, Saniye Yaman, Saadet Kara, Elif Demirkan, Ebru Doğanay, Fahriye Doğanay, Etem Tolon, Fatma Kotka, Serkan Altun, Türkan Altun, Gülay Akgündüz, Oğuzhan Çakmakgözlüoğlu. Yusuf Karadağ, Zübeyr Yıldız, Esat Güngör, Mehmet Şerif Yüksel, Hayriye Arapgil, Bekir Sıtkı Demirkır, Serpil Burkay, Faruk, Hafize ve Seda Aytekin.

Telefon ve trafik panikten felç oldu

Deprem nedeniyle büyük paniğin yaşandığı Adana'da, halk sokaklara döküldü. Caddeler, insanlarla dolarken, trafik sıkıştı, ambulanslar yıkıntıların olduğu yerlere ve hastaneler güçlükle ulaştı. Polis, yaptığı anonslarla halktan sakin olmasını, yolları işgal etmemelerini, ev ve işyerlerine girmemelerini istedi. Panik ve dehşet, kurtarma çalışmalarını aksatırken, bir çok insan otomobilleriyle kent dışına, yaylalara doğru yola çıktı. Depremin ardından yoğun telefon trafiği yaşandı. Herkes yakınlarının durumunu merak ederek telefonlara sarılınca özellikle Adana'da telefon sistemi işlemez hale geldi. Bunun üzerine herkes cep telefonlarına sarılırken, bir anda GSM sistemleri de işlemez hale geldi. Şiddetli depremi TV ve radyolardan duyanlar da yakınlarının akibetini öğrenmek için telefonları başında uzun süre beklemek zorunda kaldılar.

Vatandaş geceyi sokakta geçirdi

Depremin ardından Adana ve ilçelerinde büyük bir panik halinde sokağa fırlayan halk, uzun süre evlerine giremedi. Halk, yeniden bir deprem olacağı korkusuyla geceyi dışarda geçirdi. Evleri yıkılan vatandaşlar enkaz altından alabildikleri eşyaları ile sokakta barınırken, yüzlerce aile, kenti terk etti. Kurtarma çalışmaları için Ankara'da bulunan Sivil Savunma ekipleri de devreye girdi. Sivil Savunma Genel Müdürlüğü'nün Ankara'dan bir köpekli arama ekibi, 2 de kurtarma ekibi olmak üzere toplam 31 kişiden oluşan heyeti çalışmalara katılacak. Deprem nedeniyle tüm Türkiye ayağa kalkar ve yaraların nasıl sarılacağı konusunda arayışa girerken, ilk adım Vakıfbank Genel Müdürlüğü tarafından atıldı. Vakıfbank Genel Müdürü Altan Koçer'in talimatı üzerine 100 milyar liralık acil ihtiyaç yardımı, Adana Valiliği emrine gönderildi.

Kucakta taşıdılar

Ceyhan İlçesi'nde de çok sayıda bina büyük depremde yerle bir oldu. Lüks sitelerdeki bazı apartmanlar iskambil kağıdı gibi yıkılırken, enkaz altından kurtarılan yaralılar, yukarıdaki çocuk gibi yakınlarının kucağında hastanelere ulaştırıldı. Ceyhan'daki hastaneler yetersiz kalınca, yüzlerce yaralı Adana'ya götürüldü.

Turistin önünde can verdi

Deprem, 7'den 70'e herkesi can evinden vurdu. Doktorlar, sağlık görevlileri bir yana, tıp öğrencileri, azıcık sağlık bilgisi olanlar, herkes yardıma koştu... Turistler bile... Ama fotoğrafta görülen turist, pek de şanslı değil, belki de hayatının en mutsuz gününü yaşıyor: Yardım etmek istiyor ama sonuç hüsranla sonuçlanıyor; adını bile bilmediği çocuk, gözlerinin önünde can veriyor...

Hep aynı acı
Geçtiğimiz yıl 27 Haziran'da meydana gelen 6.3 şiddetindeki 20 saniyelik deprem Adana ile Ceyhan'ı vurmuştu

Türkiye bir kez daha aynı acının kollarında... Türkiye yine aynı acıya ağlıyor... Geçtiğimiz yıl 27 Haziran'da Adana ve Ceyhan'da meydana gelen, yüzden fazla insanın ölümüne, binlercesinin de yaralanmasına neden olan depremin daha şiddetlisi bu kez başka bedenleri teslim aldı kendine...

Belki coğrafyalar değişik ama acılar aynı... Yıkılan, yanan evler.. Enkaz altından yaşama uzanmaya çalışan eller.. Ölümlere yakılan ağıtlar... Yok olup giden hayatlar... Kağıt gibi yıkılan binalar, hayatları da yıktı.

1998 Haziran'ında Adana'da meydana gelen deprem, Türkiye'nin bu konudaki yetersizliğini ve duyarsızlığını bir kez daha gözler önüne sermişti. 6.3 şiddetindeki 20 saniyelik deprem 100'den fazla insanın ölümüne neden olmuştu. ABD ve Japonya gibi ülkelerde normal yaşamı dahi etkilemeyen ama Türkiye'yi yerle bir eden depremlerin nicesinden biriydi Adana depremi. Deprem, Adana'nın yanısıra Ceyhan ilçesinde de ağır hasara yol açarken, çarpık yapılaşmayı da ortaya çıkarmıştı. Geçmiş yıllarda, malzemeden çalan müteahhitlerin neden olduğu facialarla onlarca kez karşılaşan Türkiye, bunun son örneğini Ceyhan'da yaşamıştı.

Ve aynı felaket bu kez Marmara'yı vurdu... Kocaeli'nden, Derince'den, Adapazarı'ndan, Gölcük'ten, Yalova'dan...

Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırmaları Enstitüsü'nün araştırmalarına göre, Türkiye'de 1903 yılından 1998 yılına kadar can kaybı ve maddi hasarın olduğu 76 büyük deprem oldu. Bu depremlerde 63 bin 716 kişi yaşamını yitirirken, hasarlı bina sayısı da 396 bin 880'e ulaştı. Cumhuriyet tarihinin en fazla can kaybına neden olan depremi 1939 yılında Erzincan'da meydana geldi. 7.9 şiddetindeki bu depremde 32 bin 962 kişi yaşamını yitirdi, 116 bin 720 bina hasar gördü.

 

 

17 ağustos depreminden bir yıl kadar önce olan, 6.3 büyüklüğünde, 20 saniye süren, 131 kişinin ölümüne 1000 den fazla kişinin yaralanmasına sebep olan deprem. 17 ağustos depremine uyarı gibiydi sanki.

depremin olduğu gün merkez üssüne uzak olan köyümüze babaannemi ziyarete gitmiştik. deprem sırasında uyuyordum, uykumun arasında hatırladığım tek şey yanımdaki pencerenin sallanması. uyandığımda elektrikler kesilmiş, evdeki herkes pilli bir radyodan haberleri dinliyordu.

“adanada büyük deprem, ölü sayısının artmasından endişe ediliyor.”
“adana akın akın hastanelere doldu.”
“şok şok şok, adanada taş üstünde taş kalmadı .” (bu sonuncuyu çok iyi hatırlıyorum, taş üstünde taş kalmaması ne demek henüz bilmeyen, haber bulma heyecanıyla saçmalayan, kendini bilmez bir spikerin kullandığı cümle, böyle bir cümle kullanarak kaç insanın kafasına balyoz inmiş gibi hissettirdiğinin farkında olacak kadar da beyni yoktur kendisinin. o zamandan beri gıcık olurum medya denen şeye, hiç de güvenmem.)

sonra herkesin evdeki tek telefona koşması.. o sırada Adana'da olan akrabaların akıldan tek tek geçmesi, telefonun kesik olduğu anlaşılınca yaşanan sinir krizi, büyüklerin çocuklara belli etmemeye çalıştıkları dolan gözleri… ilk kabusum.

depremden birkaç gün sonra olayın panik kısmını atlatmış, Adana'da insanlar sokakta yattığı için köyde kalmaya karar vermiştik, tüm yakınlardan haber almış, ölü sayısının haberlerde söylendiği kadar binleri bulmayacağını anlamış, rahatlamıştık.

köydeki camiden her gün birkaç defa tekrarlanan anonslar geçen günlere renk katıyordu.

“dikkat dikkat, aldığımız bir habere göre, bugün saat ikiyi çeyrek geçe artçı deprem olacaktır, ahaliye duyurulur.”

“dikkat dikkat, bir adana radyosunda geçen habere göre, saat beş buçuk sularında deprem olacaktır, herkes sokağa çıksın.”

ilk başlarda herkes sokaklara dökülür, dikkatle o dakikalar beklenir, olmayınca çok şükür denir, içeri girilirdi. sonra “olmuyor ya, Allah Allah boşuna çıkıyoruz işte” denilip duymamazlıktan gelindi, ama o dakikalarda çocuklara “sokağa çıkıp oynayın hadi azcık” denilmeye devam edildi.

olayın ciddiyetinin farkında olmayan çocukların en büyük eğlencesi birileri divanda
* otururken çaktırmadan yan tarafa geçip divanı sallayıp, deprem olduğunu sanıp ayağa fırlayanlara gülmekti.

bir hafta sonra Adana'daki evimize gittiğimizde kapıdan girer girmez çalan telefonu açtım. arayan denizliden aile dostumuzdu.

-alo
+aloooo leplebi senmisin, napıvediniz, deprem oluvedi dediler, arayıvedik, çıkmayıvediniz, gokuvedik, arayok yoksunuz bir haftadır.
-(şiveyi duyunca gülme krizi gelir)iyiyiz iyiyiz ayşe teyze, merak etme, köye gidivemiştik.
+hay allah canını alıvemesin, gülüvedi bide, iyileemiş iyilee, annene verive bakem.

Adanaya geldiğimiz gece ilk depremden tam bir hafta sonra 5.küsur büyüklüğünde ilk büyük artçı deprem yaşandı. zaten yusuf yusuf uyuyan ev halkı sabah erkenden kalkıp yaylaya gitme hazırlığına başlamıştı, ben yine uyuyordum(ne uyurmuşum be..) hatırladığım tek şey ablamın kapının eşiğinde yerinde zıplayarak aynen şöyle bağırması.

-kalksanaaa deprem oluyooor, kalsana salaaaaak, uyaaaan, dışarı kaaaaaç. (ablamı seviyorum)

sonrasında bir ay kadar televizyonlarda konuşuldu, yakınları zarar görmemiş olanlar için, depremden geriye, evlerdeki çatlaklardan başka, hafızalara kazınmış kabus dakikaları kaldı. Ceyhan'da birkaç apartman yıkılmış, bazı insanlar da panikle pencereden balkondan atlayarak yaralanmıştı. ceyhanlı bir arkadaşımın anlattığı kadarıyla bir haber kanalı, yıkılan bir binanın bir tarafında bir gün, diğer tarafında ertesi gün farklı iki binaymış gibi çekim yapmıştı. japonyada olsa kimsenin burnunun kanamayacağı söylendi duruldu, sonra da unutuldu.

 

Ceyhan Rehberi, Ceyhan Kaymakamlığı, Ceyhan Belediyesi, Ceyhan Resimleri, Turkey Ceyhan, Türkiye Ceyhan, Ceyhan Adana, Baku Tbilisi Ceyhan, Ceyhan Botaş, Ceyhan Petrol, Baku Tiflis Ceyhan, Ceyhan Mahalleleri, Ceyhan Turizm, Ceyhan Hotel, Ceyhan Tekstil, Ceyhan Ziraat, Ceyhan Spor, Ceyhan Haberleri, Ceyhan Rehberi, Ceyhanrehberi, Ceyhan Rehber, Ceyhan Adana, Ceyhan Belediyesi, Ceyhan Kaymakamlık, Ceyhan Resimleri, Ceyhan Telefon Listesi, Ceyhan Adana, Baku Tbilisi Ceyhan, Ceyhan Botaş, Ceyhan Petrol, Ceyhan Rafineri, Baku Tiflis Ceyhan